Category Archives: Farkındalık

Hoşgeldin : Güle Güle

Duygular.. Evet bugün duygularımızadan ve onları ağırlayış şeklimizden bahsetmek istiyorum. Aslında, ikincisi ilkinden çok daha önemli. İnsan olarak bu dünyaya gelişimizden, hatta anne karnına düştüğümüz andan itibaren belki de, duygularımız var. Onların ne olduğunu genellikle biliyoruz. Genellikle diyorum çünkü bilmediğimiz bir kısmı da mevcut. Duygu farkındalığını bilmiyoruz. Ne demek “duygu farkındalığı”? Tam olarak hangi duyguda …

Okumaya devam et

Önüm, Yönüm, Sağım, Solum; KARAR

Siz hiç karar verdiniz mi hayatınızda? Saçma bir soru ile başlayayım dedim 🙂 En azından cevabı belli bir soruyla. Tabii ki verdiniz. Doğduktan sonra bilinçli bir hale gelmemizi takiben, hayatımızın her alanında devamlı olarak karar veriyoruz. Neredeyse her an. Ne giyeceğimizden ne yiyeceğimize, nereye gideceğimizden ne düşüneceğimize, ne cevap vereceğimizden ne okuyacağımıza kararlarla yaşıyoruz. Tabii …

Okumaya devam et

Getirin Çekicimi, Kırılacak Kabuk Var !

Istakozun nasıl büyüdüğünü duymuş muydunuz? Malum sert kabuklu, içi yumuşak bir hayvan ıstakoz. Büyüdükçe kabuğun da büyüdüğünü sanırdım ben fakat öyle değilmiş. Etkileyici bir hikaye.. İçindeki yumuşak kısım büyürmüş önce. Sonra kabuğu dar gelip sıkıştırmaya başlarmış ıstakozu. Basınç arttıkça sıkıntısı daha da artarmış. Kendini avcı balıklardan korumak için kayalıkların altına gider, orada kabuğunu kırar ve …

Okumaya devam et

Sürdürdüğün Belki de Bitmiştir

Kaçımız farkında olabiliyoruz acaba sürdürdüğümüz şeyin çoktan bitmiş olduğunu ? Bazen bir ilişki, bazen bir iş, bazen de kendi kendimize koyduğumuz/belirlediğimiz düşünce kalıpları.. Sırf başlamış olmasının yüzü suyu hürmetine devam ettirdiğimiz ne çok “bitmiş şey”le yaşıyoruz oysa ki.. Başlarkenki niyeti, nedeni, niçini unutup bir akıntıya kaptırıyoruz kendimizi..Nereden nereye geldiğimize hiç aldırmadan, bizden götürdüklerini kabullene kabullene …

Okumaya devam et

Arkası Zeigarnik

  Siz hiç Zeigarnik Etkisi’ni duymuş muydunuz? Belki bilenleriniz vardır. Ben ilk ne olduğunu öğrendiğimde oldukça şaşırmış ve birçok reklam kampanyası, radyo/ TV programında yıllardır kullanılan bu yöntemin insan psikolojisindeki yerini hayretle idrak etmiştim. Kendi kendime yaptığım konuşmaları, farkettiklerimi, batırdığım çuvaldızları nasıl her daim sizlerle paylaşıyorsam aynen devam ediyorum. Bunu da yazmazsam olmaz 🙂 Önce …

Okumaya devam et

Belirsizliğin Hediyesidir Hayat

Belirsizlik… Yine uzunca zamandır üzerine kafa yorduğum,  kendimden yola çıkarak gözlemlediğim belirlilik, güvence, netlik beklentisinin boşunalığı hakkında yazmanın zamanı geldi.. Bilgelik, belirsizilikle(ambiguity) yaşayabilme sanatıymış. Okumuştum bir keresinde.. Şimşekler çaktırdı bende bu ifade, “nasıl yani?” dedirtti. Düşünmeye doğru yola çıkardı. Günümüzde yaşanan stresin, zorlukların, tükenmişliklerin çoğunun dibinde bir şeyleri garantiye alarak yaşamak isteği, netlik arayışı yatıyor. …

Okumaya devam et

Siz Hiç Ok Attınız Mı?

Siz hiç ok attınız mı? Şöyle yayınızı gerip gerip hedefe odaklanıp bıraktınız mı o sivri uçlu, can yakan nesneyi ileri doğru? Ben çok atmışım hem de gece gündüz demeden, bilmiyormuşum..inanmazsınız. Nasıl mı ? İşte böyle.. Sallatha Sutta isimli Budist öğretisinde bulunan “Ok”(The Arrow) hikayesinde diyor ki; “eğer vücudunuzun herhangi bir yerine ok atılırsa ve sizi …

Okumaya devam et

Vasatlığa Övgü

  Başarı nosyonu üzerine çok fazla kafa yordum ve yormaya da devam ediyorum halen, pek çoğunuz gibi.. Sevgili Cevdet Suner’in bana önerdiği Ray Bennett’in “Underachiever’s Manifesto” (Vasatlığın Manifestosu) isimli kitabı bu konuda tüm bilgileri ters yüz eden, çarpan, katlayan, küçülten diğer taraftan da aydınlatan, öğreten, bilgeliğin çıplak gerçeğini veren harika bir başucu kitabı. Peki sorsam …

Okumaya devam et

Çal bi 45’lik

  Haha 🙂 Evet bildiniz bu sefer de 45 üzerinden bir metaforla karşınızdayım. Her yıl doğum günümde yaratıcılığım coşuyor, önümüzdeki yıllarda ne yaparım şimdiden bilmem ama bir 70’lik büyük 🙂 olduğumda yapacağım metafor şimdiden belli 🙂   Şaka bir yana, geçtiğimiz yıl, şu dünyada 44 yılımı bitirdiğimde, kitabımın en çok yorum alan bölümlerinden biri olan “4/4’lük …

Okumaya devam et

Akıştayım, Akıştasın, Akışta

Şu son yıllarda dillere pelesenk olmuş “akışta olma” halini masaya yatırmak istiyordum uzunca zamandır. Malum bazı kavramlar adeta moda gibi, giyilip çıkarılırcasına, hayatımıza girip çıkıyor. Aslında gerçekten “trendy” olmaktan çok öte, ezeli ebedi hayatımızda olması gereken çok çok önemli bir kavram akış. Yazılarımda ve tüm çalışmalarımda hedeflediğim hayat kalitesine de katkısı büyük. Gel gelelim, moda …

Okumaya devam et