Author Archive: Aysegul Karacivi

Farrokh’tan “Kraliçe”ye

Nasıl anlatsam nerden başlasam.. Bir filmin bütün müzikleri, tam başında kavak yelleri esmeye başlamışken olan dönemden bu yaşına kadar olan yıllara (20 küsür yıldan bahsediyoruz!) damga vuran şarkılardan oluşuyorsa, hele bir de, şu anda henüz on bir yaşında olan çocuğunun mp3 çalarında da aynı grubun şarkılar varsa, tahminen 3-4 yıldır onları dinliyorsa bir kere orada …

Okumaya devam et

Öfke de Senindir, Kabul Edersen

  Öfke! Ne çağrıştırıyor size ? Eminim ilk anda çok da hoşunuza gitmeyen şeyler geliyor aklınıza.  Belk tüyleriniz ürperiyor.  Belki daha önce yaşadığınız nahoş bir olay aklınıza geliyor, öfkeden bir yanardağ misali patladığınız.  Kendi öfkeli haliniz geliyor gözünüzün önüne.  Ya da küçükken size öfkelenen annenizin ateş saçan gözleri.. Kısacası kend bilinçaltınızda “öfke”yi ne şekilde kodladıysanız …

Okumaya devam et

Çal bi 45’lik

  Haha 🙂 Evet bildiniz bu sefer de 45 üzerinden bir metaforla karşınızdayım. Her yıl doğum günümde yaratıcılığım coşuyor, önümüzdeki yıllarda ne yaparım şimdiden bilmem ama bir 70’lik büyük 🙂 olduğumda yapacağım metafor şimdiden belli 🙂   Şaka bir yana, geçtiğimiz yıl, şu dünyada 44 yılımı bitirdiğimde, kitabımın en çok yorum alan bölümlerinden biri olan “4/4’lük …

Okumaya devam et

Hüzünlü Kadın Güle Güle

Dolores’in böyle zamansız çekip gitmesi beni derinden etkiliyor… Günlük tempoma devam ederken içimde bir sızı var günlerdir. Anlamıyorum neden, sonra farkettim ki üzgünüm. Cidden üzgünüm. Aklıma geldikçe bir Cranberries şarkısı açıyor, gazetelerdeki Dolores haberlerini karıştırıyorum. Ölüm nedenini bekliyorum 4 gözle. Ne olacaksa… ama öyle işte. Takipteyim. Ne zaman cenaze olacak vs herşey önemli benim için. …

Okumaya devam et

Yeni Yılda Bırakın Gitsin Bırakın Bitsin

Yeni bir yıla başladığımız bugün, sizlere Paulo Coelho’nun çok etkilendiğim yazısı “Closing Cycles”‘ın Türkçe çevirisi ile mutlu yıllar demek istedim. Kelimeler bana ait değil belki fakat duygular tamamen bana ait. Hepinize iyi yıllar 🙂   “İnsan her zaman bir sona geldiğini fark etmeli. Eğer gereğinden fazla bir yerde kalmakta ısrar edersek, mutluluğu ve bir adım …

Okumaya devam et

Bir Hastaya Nasıl Davranılmaz

Aslında bu yazıyı oldukça uzun zamandır yazmayı düşünüyordum. Bugün bir arkadaşımdan ilham aldım, inşallah en kısa zamanda o da şifalanıyor 🙏🏼Ve tüm şifaya ihtiyacı olanlar 🙏🏼🙏🏼 Bundan iki yıl önce annemin ciddi bir rahatsızlık geçirdiği dönemde arayan soran ziyaret edenleri gözlemleme fırsatı buldum. Aslında bu kişilerin hastaya ve biz hasta yakınlarına etkilerini izledim daha çok. …

Okumaya devam et

Limitsizlik Limitlerde Saklı

 By Phil Hansen Çok mu anlamsız ? Aslında hiç değil.. Şöyle ki, Amerikalı sanatçı Phil Hansen*’in hayatı bana ilham oldu. “İnsan ÖNCELİKLE kendi limitlerini kabul etmeden o limitlerin ötesine geçemez” anafikrine vardırttı. Nasıl mı? Hayat hikayesi şöyle.. Hansen sanatçı olmayı kafasına koymuş idealist bir genç. Sanat Okulu’nda parlak bir öğrenci. Özellikle resimde noktacılık (pointillism) konusu …

Okumaya devam et

Hastalıktan Gelen Şifa

Regina Brett, göğüs kanserini yenen bir yazar. Kitabı “God Never Blinks” 24’ten fazla dile çevrilmiş ve bestseller olmuş. 41 yaşında hastalanan Brett, kanserin ona tek bir hayatı olduğunu hatırlattığını söylüyor. Kitabında, 45.doğumgünü gecesinde hayatın ona öğrettiği 45 dersi kaleme alıyor, beş yıl sonra ise (50 olduğunda), 5 tane daha ekliyor. İşte bugün sizlerle bu değerli …

Okumaya devam et

Bırakmak vs Vazgeçmek

Uzun oldu biliyorum.. Araya bir koca yaz girdi, yaşanacaklar yaşandı, öğrenilecekler öğrenildi, zamanı geldi ben de yazmaya oturdum. Geçtiğimiz gün okuduğum bana ilham veren bir yazıdan esinlenmek istedim bugün. Bırakmak ile vazgeçmek arasındaki farktan bahsetmek istiyorum. İngilizceleri “let go” (bırakmak) ve “give up” (vazgeçmek). Bilenler için aradaki farkı daha da net görmeyi sağlayabilir diye belirtmek …

Okumaya devam et

Sizin Yolculuk Nasıl Gidiyor ?

Bugün okumaya başladığım Jorge Bucay’in “Kendine Giden Yol” kitabındaki bir hikayeyi paylaşacağım sizlerle. Kitabın henüz çok başında olmama rağmen bu hikaye beni fazlaca etkiledi. Bir araba metaforu üzerinden kendimizi anlatıyor. Buyrun hikayeye.. “Ekim ayında bir gün, tanıdık bir ses telefonda bana, “Hemen dışarı çık, sokakta senin için bir armağan var,” diyor. Heyecanla çıkıyorum ve armağanı görüyorum. …

Okumaya devam et