Author Archive: Aysegul Karacivi

“Çok”la “Hiç”

Bazen söyleyecek tek bir söz bulamazsın.. Bazense söyleyeceğin o “şey”i, söylemeye değer bulmazsın.. Bazen de, “söylesem ne fark eder?” dersin kendi kendine.. Aslında söyleyecek şeyin o kadar çoktur ki, birini söylesen diğerinin boynu bükük kalır.  Çok’la hiç’in kesiştiği yerdesindir.. Susarsın..

Okumaya devam et

Bir Garip Yeni Yıl

Yazı yazdığım yıllar boyunca yılın bu dönemlerinde, genellikle “Yeni Yıl Yazı”sı tadında bir şeyler hep yazmışımdır.  Yılın bitişi ve yeni bir yılın gelişi insana ilham veriyor, umut veriyor. Bitiş zamanı gelmeden yapılan muhasebeler, daha çok yapılacaklar daha az yapılacaklar, bir iç hesaplaşma ile gelen temizlik zamanı gibi yılın bu dönemleri adeta. Herkesi öyle ya da …

Okumaya devam et

Zaman Var

Her şeyin bir zamanı var mıdır ? Yoksa her şey her an olabilir mi? Siz hangisine inananlardansınız ya da hayat size hangisini öğretti bilmiyorum ama ben ikinciyi savundum her zaman. “Savundum” derken, aslında olanlar da o yönde yani ben kimim ki savunayım diye düşündüm yazarken. Hayat bunun üzerine kurulu zira.. Benim veya başka birinin savunmasına …

Okumaya devam et

Doğmakla Başladı

Bu yılki doğum günümde her yıl yaptığım gibi bir geçmiş yılı gözden geçirme, ne öğrendim ne aldım ne verdim üzerinden bir gönül muhasebesi yaptım yine tabii.. Fakat her yıldan farklı, oldukça değişik duygularla geçirdiğim bir yıl olduğundan, kağıda dökmek bir miktar zaman aldı.. Bir kere en büyük farkı öyle madde madde size sunacağım bir reçetenin …

Okumaya devam et

Aç Mısınız? – II

Geçen hafta yazdığım “Aç Mısınız?” başlıklı yazıma öyle güzel geri dönüşler aldım ki, inanın daha güzel bir beslenme olamaz. Açlık falan kalmadı bende 🙂 (https://ishegul.wordpress.com/2020/08/10/ac-misiniz/)   Gelin görün ki, işin ilginç yanı bu geri dönüşlerin hepsi bana özelden geldi. Kimisi yazdı, kimisi aradı fakat hiçbiri görünür yorum olarak yer almadı. Bunu da (geri dönüş bildirme …

Okumaya devam et

Aç Mısınız ?

  Arayı çok açtım, farkındayım…   Zaman bu ara her zaman olduğundan daha farklı, daha yoğun, daha derinden, daha zorlayıcı akıyor sanki benim algı penceremde.   Kaç sefer kağıdı kalemi alıp, kaç sefer bıraktığımı hiç söylemeyeyim burada; ki yazmak en büyük şifam iken. Havada, karada, denizde, en uygun ve en uygun olmayan zamanlarda dahi yazan …

Okumaya devam et

Mekan’la Ben

  Mekanlarla insan ruhu arasında hep bir bağ olduğunu hissederim. Mesela evler orada yaşayan kişilerin enerjileri ile dolar. Hatta kokusuyla da. Her evin kendine has bir kokusu olur. Tüm diğer kokulardan başka. Orada yaşayanların kokusudur o. Kokusunu sevdiğiniz insanların evini de seversiniz. Özlersiniz. O evlerden çıkmak istemezsiniz bir şekilde. Evin şekli, yeri, içi, dışı hiç …

Okumaya devam et

Bir Aruoba Geçti Buralardan

İlişki saptanamaz – işte kapsanamaz. Rilke ne diyor ?“ Anılara sonuna dek sadığımdır, insanlara hiçbir zaman öyle olmayacağım.” Bencillik kiminkiyse, onun değeri kadar değerlidir. Bilmiyorum.. Geçicilik hep çullanır ilişkinin üstüne ve raslantısallık. En uç durumu düşün: sen ile ben, hiç bir arada olmadan da “birlikte olabiliriz. Hep derim. Bir de sevdiğin bilmediğindir. Tam bir kişi …

Okumaya devam et

Kaygıdan Doğuyor Hayat

Gün geçmiyor ki hayat önümüze kaygılanacağımız deneyimler çıkarmasın. Hepimizin toplu şekilde içinden geçtiğimiz şu tarihe damga vuracak günleri bir yana bırakırsak, kendi hayatıma baktığımda da net bir şekilde bunu görüyorum. Biri bitiyor, biri başlıyor hatta biri bitmeden diğeri öncekilere ekleniyor. Hangisi ne zaman bitiyor ya da bitiyor mu onu bile tam algılayamayacağım karmaşıklıkta bir “kaygılanacaklar” …

Okumaya devam et

Kırıktan Sızan Işığa Selam Olsun

İlk kitapta “Esneyin Yoksa Kırılırsınız” dedim. İkincide de “Getirin Çekicim! Kırılacak Kabuk Var” diyorum.   Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım dedi ki “İkisinde de kırılma var. Ne ola ki bu ? Sen de düşündün mü?”.   Evet tabii ki düşündüm.. Daha doğrusu ismi koyarken bunu düşünmedim fakat sonradan fark ettim. Çünkü kitap isimlerini içinde bulunan yazı …

Okumaya devam et