Author Archive: Aysegul Karacivi

Mekan’la Ben

  Mekanlarla insan ruhu arasında hep bir bağ olduğunu hissederim. Mesela evler orada yaşayan kişilerin enerjileri ile dolar. Hatta kokusuyla da. Her evin kendine has bir kokusu olur. Tüm diğer kokulardan başka. Orada yaşayanların kokusudur o. Kokusunu sevdiğiniz insanların evini de seversiniz. Özlersiniz. O evlerden çıkmak istemezsiniz bir şekilde. Evin şekli, yeri, içi, dışı hiç …

Okumaya devam et

Bir Aruoba Geçti Buralardan

İlişki saptanamaz – işte kapsanamaz. Rilke ne diyor ?“ Anılara sonuna dek sadığımdır, insanlara hiçbir zaman öyle olmayacağım.” Bencillik kiminkiyse, onun değeri kadar değerlidir. Bilmiyorum.. Geçicilik hep çullanır ilişkinin üstüne ve raslantısallık. En uç durumu düşün: sen ile ben, hiç bir arada olmadan da “birlikte olabiliriz. Hep derim. Bir de sevdiğin bilmediğindir. Tam bir kişi …

Okumaya devam et

Kaygıdan Doğuyor Hayat

Gün geçmiyor ki hayat önümüze kaygılanacağımız deneyimler çıkarmasın. Hepimizin toplu şekilde içinden geçtiğimiz şu tarihe damga vuracak günleri bir yana bırakırsak, kendi hayatıma baktığımda da net bir şekilde bunu görüyorum. Biri bitiyor, biri başlıyor hatta biri bitmeden diğeri öncekilere ekleniyor. Hangisi ne zaman bitiyor ya da bitiyor mu onu bile tam algılayamayacağım karmaşıklıkta bir “kaygılanacaklar” …

Okumaya devam et

Kırıktan Sızan Işığa Selam Olsun

İlk kitapta “Esneyin Yoksa Kırılırsınız” dedim. İkincide de “Getirin Çekicim! Kırılacak Kabuk Var” diyorum.   Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım dedi ki “İkisinde de kırılma var. Ne ola ki bu ? Sen de düşündün mü?”.   Evet tabii ki düşündüm.. Daha doğrusu ismi koyarken bunu düşünmedim fakat sonradan fark ettim. Çünkü kitap isimlerini içinde bulunan yazı …

Okumaya devam et

Yaşam Korkuyu Siliyor

Korku öyle bir duygu ki; yaşarken çok yoğun, çok kesif, koyu. İçimizi kemiriyor adeta bitiriyor bizi. “Ya şöyle olursa”, “ya böyle olursa” ile başlayan sayısız senaryolar yazdırıyor sonra da o senaryolar olmuş gibi kendi kendini ona yüze bine katlıyor korku..   Uçak korkusunu alın ele. Bu “ya şöyle olursa” senaryoları değil mi dudağınızı uçuklatan ? …

Okumaya devam et

Bu Bir Lütuf

  Dünyaca büyük bir sınavdan geçtiğimiz şu günlerde, her birimiz alışkın olmadığımız duygulardan durumlardan düşüncelerden geçiyoruz. Ne yapacağımızı bazen bilemiyoruz, bazen kendimizi bir şeylere kaptırıp gidiyoruz.   Sıkça hissettiğimiz duygular kaygı ve korku ikilisi etrafında dönüyor.   Öngördüğümüzü sandığımız hayatımız şimdi her zamankinden daha fazla pamuk ipliğine bağlıymış gibi geliyor. Panikliyoruz..   Aslında öyle bir …

Okumaya devam et

Çiçeğe Özlem

“Hayatı savunmak adına durmadan ölüme bakmak, iyiliği savunmak adına durmadan kötülüğü tartmak zamanla insanın ruhunu köreltebilir. Uzun süre karanlıkta kaldıktan sonra güneşe çıktığında gözleri kamaşan adamın körleşmesi gibi.” demiş Yıldırım Türker “Bahçe” isimli kitabının arka kapağında.   İçimde öylesine biryerlere dokundu ki bu söz, (kitabı aldım tabii ki) oturup yazmalıyım bunun üstüne dedirtti bana.   …

Okumaya devam et

Cesaretin Cahili mi Makbul Medenisi mi?

Cesaret güzel kelime. İçi dolu..   “Rağmen” bir şeyleri yapmayı, yapmaya devam etmeyi hatırlatıyor bana. İlk anda yaptığı çağrışım belki sizlerde farklı olabilir. Bendeki bu şekilde.   “Feel the Fear and Do It Anyway” kitabında Susan Jeffers’ın da bahsettiği gibi, cesaret korkuya rağmen var olmalı. Hatta korkunun kendisi cesaret için bir atlama tahtası olmalı diyor …

Okumaya devam et

TedxReset’ten Yansıyanlar

Üç yıl aradan sonra yine bir TedxReset organizasyonuna katıldım. 26-27 Nisan 2019 tarihlerinde gerçekleşen TedxReset’te bu yılın konusu “+1”di. Hem kendi hayatlarına hem de diğerlerinin hayatına “+1” katmış 30’a yakın konuşmacı ilham olmak için oradaydı. Her katıldığım Tedx’te yaptığım gibi en başında kendime sorular sorarak başladım. Niyetimi belirledim. Ve sorduğum soruları zihnimin bir kenarında tutarak, …

Okumaya devam et

Yirmi Üç Yıla Mektup

Bundan tam yirmi üç yıl önce, üniversiteyi bitirdikten sonra iş hayatına ilk adımımı attığım gün bugün. Ankara’da üniversiteyi bitirdikten sonra finans merkezi olan İstanbul’a gelerek yeni işime başladım. Bir bankanın açtığı MT (management trainee) sınavını kazanmıştım. Bu şehre tek başıma, hayatımın büyük kırılma noktalarına doğru yol almak üzere geldim.. Geliş o geliş.. Diyeceksiniz ki “e …

Okumaya devam et