Çiçeğe Özlem

Hayatı savunmak adına durmadan ölüme bakmak, iyiliği savunmak adına durmadan kötülüğü tartmak zamanla insanın ruhunu köreltebilir. Uzun süre karanlıkta kaldıktan sonra güneşe çıktığında gözleri kamaşan adamın körleşmesi gibi.” demiş Yıldırım Türker “Bahçe” isimli kitabının arka kapağında.

 

İçimde öylesine biryerlere dokundu ki bu söz, (kitabı aldım tabii ki) oturup yazmalıyım bunun üstüne dedirtti bana.

 

Biliyoruz evet her şey zıddıyla mevcut bu dünyada. Aksini iddia edemeyiz. Hayatı değerli kılan ölüm, mutluluğu değerli kılan mutsuzluklar, bu böyle..

 

Yalnız devamlı büyütecimizi olumsuza çevrili tutup, elimizdekilere şükretme yoluna gidersek de bu sefer zihin devamlı o olumsuzları seçmeye çalışıyor. Ona odaklanıyor.

 

Bir de ne biliyor musunuz ? Bana kötü geliyor bu çeşit şükür.

Fakir birini görüp de “oh halimize şükür” demek gibi bu.

Bir çeşit bencillik, “bana olmadı ya ona şükür”, “benden sonra tufan”, “yaaa bak neler var hayatta oturup şükredelim halimize” gibi düşünceleri, büyük resimde bir çeşit egoistlik olarak görüyorum.

 

Oysa ki, aslında görüyorsan duyuyorsan sorumlusun.

Önüne bir fakir mi çıktı bugün, en iyi şükür ona bir şeyler yapabilmendir aslında. Ufak ya da büyük fark etmez. Şükür her zaman dille olmaz, hareketle de olur.

 

Senden benden daha kötü, daha düşkün, daha hasta, daha şöyle daha böyle insanlar üzerinden hayatı güzellemek fena geliyor bana.

 

Oysa güzellemeler güzellikler üstünden olsa ya.

Yine Yıldırım Türker’in sözleriyle:

Aydınlığı da paylaşabilmeliyiz. Bu dünyayı yaşanılası kılan insanların serüvenlerine dahil olabilmeliyiz.”

 

Hep derim “İyi gün dostudur zor bulunan.”

 

Bir düşünün ne olur, “hayır canım kötü gün dostu önemli” demeden önce. Sadece bir an.

 

Gerçek kötü gün dostu, iyi gününde de yanında olandır.” da diyebiliriz buna. Güzel anlatıyor hepsini bir arada.

 

Benim sevnicimi, başarımı, mutluluğumu paylaşmaktan geri duranları kötü günümde yanımda görmek düşündürüyor. Buna da epeyce kafa yordum. Nedir arkasında yatan diye?

 

Kötü günü paylaşmak iyi günü paylaşmaktan daha kolay geliyor insanlara nedense. Dostun düşmanın kötü günde yanında olabiliyor. Kimi gerçekten senin adına üzgün olduğu için, kimi de düşüşünü izlemek için.

Bunu o dönemde ayırdedemiyorsun belki ama gün gelip de iyi günün olduğunda gün gibi aşikar hale geliyorlar.

 

O kara gün ordusu, pıtır pıtır dağılıyor yanında kalıyor bir kaç esaslı can. İşte orada anlıyorsun neyin ne olduğunu.

 

Galiba insanın doğasında var bu..Kimseyi bu yüzden suçlayamayız. Biraz farkında, biraz aydınlanmış zihinler ancak fark edecek ve anlayacaktır bu meseleyi.

 

Tıpkı bunun gibi dünya genelinde de, iyiye güzele olumluya bakmak nedense yolunda gitmeyene bakmaktan daha zor geliyor.

 

İnsan kendini irdelerken bile önce olumsuz yanlarını sıralıyor patır patır. “Eee peki olumlular neler?” diye sorunca, tabiri caizse bir “kal” geliyor.

 

Yaptığım seanslardan bunu net bir şekilde gözlemleyebiliyorum. Kimse kendine iyi, güzel şeyler yakıştıramıyor. Ya da bunu ortaya dökemiyor.

 

Neden ama neden ??

 

Hepsini görebilmek hakkını verebilmek değil mi mesele?

 

Sonra devamlı karanlığa bakmaktan, ışığa çıkınca körleşme oluyor Yıldırım Türker’in de dediği gibi.

 

Neden kendimizi kendi ellerimizle karanlığa gömmeye bayılıyoruz ? Önce kendimizi, sonra etrafımızdakileri, sonra dünyayı, vs vs..

 

Böyle böyle uzuyor gidiyor.

 

Yapmayalım, etmeyelim. Hayata olan şükrümüzü gösterelim. İyiye güzele de bakalım, oradan da şükür çıkaralım. Yolunda gitmeyeni görünce bir düşünelim ne yapabiliriz diye. Bakıp bakıp şükrederek üzerinden atlayarak geçip gitmeyelim.

 

Kuruyup kalmamak için kendi bahçemizi de başkasının bahçesini de sulayalım.

 

Çiçeklensin..

4 Yorum

  1. seyyahoz

    tabii ki, yorum yazılacak. illa ki. şöyle ki: (:

    hareketli “şükür”ü sevdim, ilk o dokundu bana, bu yazıda… Ben “şükür”ün hareketlisini seçerim, severim, dedirtti. Pasif şükürler son bula, Aktif şükürler için yelkenler fora…

    Sonrası da var daha: (:

    bir seansa gelen insan, kendini sorguluyor, kendini sorgulayan insan, olumsuz yanlarının farkına varmaya bayılıyor, kendini gereğinden fazla yoruyor, yorgunluktan da bayılıyor. Duble bayılıyor ama farklı bayılmalar bunlar… ezici çoğunluk, henüz hâlen kendini ve etrafını sorgulamaktan ırak, zaten sen onları rahat bırak, mutlu mesut bahtiyar takılıyorlar…

    finale andante: (:
    e esasen her şeyin doğuşu zıtlıktan elbette, polarite olmayan, bu maddesel dünyada peydah olamıyor. şöyle bir gözlemim var, sanki basitçe tüm gurular, şu kuru hileyle insanlara dokunuyorlar, şöyle ki; insanlar iyi bir özellik geliştirmek istediklerinde, onları bu iyi özelliğin tam zıttından hareketlendirmeye bayılıyorlar, yani iyileşme yolculuğu, kötü bir noktada olmanın farkına vararak başlıyor. Sanki hepimiz, her yanımızdan, kötü noktalarla çerçevelenmişiz de haberimiz yokmuş gibi geliyor bazen düşününce, e şimdi buradan hareketle, şükürden öte, şükredebilecek iyiliklere ulaşma yolculuğunun başlangıç noktası kötü istasyonlarımız. Kötülük Garı. Eksi Yedinci İstasyon olsun. İyilik Garı. Artı Yedinci İstasyon. Ha bir de sıfır noktası desek. Elde var 15 istasyon. Hangi istasyonda olduğunu bilip, nereye gideceğine karar verip, eyleme geçen insanların, vardıkları her istasyon için ve yolda olduklarını bildikleri için HAREKETLİ ŞÜKÜR treninde olmanın fıkır fıkır mutluluğunu hak ettiklerini bilebilsinler diliyorum. Seyahat güzel. Tren yolculuğu güzel. Eski Şehir’den Yeni Şehir’e tıngır mıngır veya takır takır ileriye… Hızınızın hazzına varın dileklerimle…

    Trenin camından bahar dallarına göz kırpa kırpa.
    Çiçeğe özlemle…
    Haydi…

    Sevgiyle,
    Seyyah ÖZ
    10-03-2020

    • “Hareketli Şükür”e “Hareketli Yorum” 🙂
      Çok teşekkürler sevgili Özkan..

  2. Sinem Bahçeli

    Harika bir yazı Ayşegülcüğüm. Çok düşünülmüş, daha da önemlisi çok hissedilmiş bir yazı. En çok da sonu vurdu beni. Çiçeklendirelim inşallah Ayşegülcüğüm ki çiçeklensin. Bunun için herkes biraz su verse etrafına tüm dünya çiçeklenecek. Umalım ki olsun…

Sinem Bahçeli için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: