Hoşgeldin : Güle Güle

Duygular..

Evet bugün duygularımızadan ve onları ağırlayış şeklimizden bahsetmek istiyorum.

Aslında, ikincisi ilkinden çok daha önemli. İnsan olarak bu dünyaya gelişimizden, hatta anne karnına düştüğümüz andan itibaren belki de, duygularımız var. Onların ne olduğunu genellikle biliyoruz. Genellikle diyorum çünkü bilmediğimiz bir kısmı da mevcut.

Duygu farkındalığını bilmiyoruz. Ne demek “duygu farkındalığı”? Tam olarak hangi duyguda olduğumuzu tanımlayabilmek, bir dış gözmüşcesine o duyguyu izlemek, bizi ziyaret etmesine ve vakti gelince de toplanıp gitmesine izin vermek. İşte duygu farkındalığı tam olarak bu. Yani bilemediğimiz, el yordamıyla bir şeyler yapmaya çalıştığımız, bazen de elimize yüzümüze bulaştırdığımız.

Önce gelin birlikte duygularımıza bakalım. Sekiz tane temel duygu vardır. Bunlar:

  • Mutluluk
  • Üzüntü
  • Korku
  • Şaşkınlık
  • Öfke
  • İlgi
  • İğrenme
  • Utanç

Bir de bu ana duyguların içerdikleri var onları da şöyle detaylandıralım:

  • Mutluluk : Sevinç, neşe, zevk, rahatlama, keyif, haz, gurur, heyecan, coşkunluk
  • Üzüntü : Keder, acı, kasvetli, melankoli, umutsuzluk, yalnızlık, depresyon
  • Korku : Kaygı, endişe, sinirlilik, ürkeklik, dehşet, panik
  • Şaşkınlık : Hayret, sürpriz, şok, şaşırma, şaşkınlık
  • Öfke : Öfke, hiddet, kızgınlık, gazap, düşmanlık, hınç, şiddet
  • İlgi : Merak, kabul, dostluk, güven, şefkat, sevgi, bağlılık
  • İğrenme : Tiksinme, hor görme, küçümseme, kibir, nefret, hoşlanmama, sevmeme
  • Utanç : Suçluluk, utanç, hayal kırıklığı, vicdan azabı, pişmanlık, üzüntü, pişmanlık

Şimdi bu bilgiler ışığında şunu rahatça söyleyebiliriz, öyle değil mi? Bir şekilde tüm yukarıdaki duygulardan hatta duygu kombinasyonlarından geçmişizdir hayatımız boyunca. Geçmediysek de illa ki geçeceğizdir. İnsan olmanın doğası duygularla yaşamaktır çünkü.

Gelin görün ki, küçük yaşlardan itibaren (özellikle benim gibi bir X kuşağı iseniz) duygularınızı bastırmanız öğretilmiştir size. Bilmeden belki de, ama sonuç kesinlikle bu.

Ağlayan bir küçük çocuğa “ağlama” dediğiniz her an siz de bunu yapıyorsunuz inanın. Ağlamak bir duygu ifadesi ise “sus” demek de “duygunu yut” demekle aynı şeydir. Ben küçükken ağlamamı istemeyen büyüklerim, ya da beni ağlarken görmeye dayanamayanlar sıkça susturmuşlar. Böyle olunca da duygularımı göstermenin, ifade etmenin pek de hoş bir şey olmadığı kodlanmış bilinç altıma. Hadi bakalım hayata başlarkenn 1-0 yeniksiniz işte.

Aaa ama gülüp kahkahalar atınca bir çocuk, bayılırız. Onun daha da gülmesi için elimizden geleni yaparız. Hatta o derece yaparız ki, onu sırf ağlatıp üzmemek için bazen doğru olanı yapmayı bile ertleriz. Yeter ki mutlu olsun.

Çocuklar üzerinden örnekleme yapmamamın nedeni olayı daha net gözünüzün önüne getirebilmenizi sağlamak. Şimdi büyüteci kendinize çevirin.

Kendinizi mutlu, coşkulu görmeyi o kadar çok istersiniz ki bazen, üstesinden gelmeye çalıştığınız sigara tiryakiliğinizi devamlı rafa kaldırırsınız. Çünkü o süreç, sonunda lehinize olsa bile, sizi belli bir süre zorlayacak, mutsuz edecektir. Böyle böyle yıllar geçer gider.

Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ne kendimizin ne de bir başkasının üzüntüsüne, kaygısına, herhangi bir şeyi beğenmemesine hoşgörü gösteremiyoruz.

Hal böyle olunca, duyguları “iyi” ve “kötü” olarak sınıflandırmanın zararlarına geliyor konu.

Mutluluk ve içerdiği her türlü duygu baştacı edilirken, üzüntü ve türevleri de hasıraltı ediliyor. İnsan her dakika mutlu olmak için yaratılmış gibi yanlış bir düşünceden kaynaklanıyor hepsi. İnsan, oysa ki, yaşamak sanatını icra edebilmek için doğuyor, acısıyla/tatlısıyla hayatı göğüsleyip fırtınada dans etmeyi öğrenebilmek için.

Her şeyin güllük gülistanlık olduğu bir dünya yok. Sizi temin ederim.

Duygulara izin vermek, onları yaşamak, bize geldiklerinde misafir gibi davranmak, zamanı geldiğinde de yolcu etmek- yukarda söz ettiğim duygu farkındalığı- o kadar önemli ki bunun için. Oturup fırtınanın dinmesini beklerken hayat geçer gider yoksa. Size haber bile vermeden..

“Şimdi, burada, anda olalım” mottolarının çoğunun havada kalmasının nedeni işte bu. Duyguyla temastan kaçınmak, duyguları iyi-kötü diye ayırarak hep “iyi” sandığımız duygunun etrafında dönmeye çalışmak, diğer duygulara kapıyı kapamak.

Başka bir deyişle, kendimize yapacağımız en büyük kötülük.

Adeta kendimiz sakatlamak.

Hepimizin yer yer hoşnut olmamaya, üzgün, sıkıntılı, endişeli, kaygılı olmaya hakkı var. Kendimize izin vermekte mesele. Eğer gereği gibi tüm duyguları yaşama becerisi geliştiremezsek, o çok bayıldığımız mutluluk aktiviteleri de havada asılı kalmaktan öteye geçemiyor inanın.

Tam olarak hangi duyguda olduğunuzu fark edebilirseniz gerisi kolay. En zoru bu çünkü..Kendine kulak vermek, duyguyu görmek, yaşamak ve göndermek..

Bir de son aşama olan, “göndermek”ten bahsetmek isterim. Yaşamamakta direndiğimiz durumlar dışında bir de göndermemekte direndiklerimiz var. Ah..

Bunda da özellikle “kötü” diye nitelendirdiğimiz duygulara bağlı kalmak, sündürmek, sıçratmak konusunda birebiriz.

Üzüntü, sıkıntı, utanç, vs her ne ise yaşandıktan sonra (gerçek anlamda kabul edildiyse eğer) gitmesi beklenir. Gereğinden fazla kalıp hayatınızı yönlendirmeye başladıysa o zaman tehlike çanları çalıyor demektir.

Asılmamak lazım duyguya..

Bırakın aksın gitsin..

Hayatımızı zenginleştirsin, bize içsel birer rehber olarak gelsin, gitsin, gelsin sonra tekrar gitsin.

Tek bir tanesine bağlanmadan..

Geldiğinde “hoşgeldin”, giderken “güle güle” demeyi bilerek.

Yaşayın gitsin..

1 Yorum

  1. Sinem Yıldızeli Bahçeli

    Tüm duygularımızı yaşamayı bilelim, hoş geldin ve güle güle demeyi bilelim, 2020 için güzel bir dilek Ayşegülcüğüm 🙂 Eline, diline sağlık….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: