Önüm, Yönüm, Sağım, Solum; KARAR

Siz hiç karar verdiniz mi hayatınızda?

Saçma bir soru ile başlayayım dedim 🙂 En azından cevabı belli bir soruyla. Tabii ki verdiniz.

Doğduktan sonra bilinçli bir hale gelmemizi takiben, hayatımızın her alanında devamlı olarak karar veriyoruz. Neredeyse her an.

Ne giyeceğimizden ne yiyeceğimize, nereye gideceğimizden ne düşüneceğimize, ne cevap vereceğimizden ne okuyacağımıza kararlarla yaşıyoruz.

Tabii bu kararların bazıları gündelik ufak kararlar bazıları ise hayatımızda büyük önem arz eden konularla ilgili kararlar.

Ufak kararlar diyeceğimiz gündelik kararları verirken bir miktar daha rahatız. Sonunda yanlış bir karar olduğunu anlasak bile çok da hayatımızı etkilemiyor.

Oysa iş seçimi, okul seçimi, sevgili/eş seçimi, ev seçimi ve bunun gibi kararlar hayatımıza büyük damgalar vurabilecek, yönünü değiştirecek kararlar. Dolayısıyla bu kararları alırken daha fazla düşünmeye, daha fazla ölçüp biçip tartmaya, risk faktörlerini öngörmeye çalışmaya eğilimliyiz. Emin olmak istiyoruz, verdiğimiz kararın bizim için “iyi” olduğundan! Ne demekse o “eminlik” hali ? Olmasa da böyle bir şey, arıyoruz biz ısrarla..

Freud’un şu sözünü çok seviyorum: “Basit kararlar alırken artıları ve eksileri göz önünde bulundurmak avantaj sağlar. Hayati öneme sahip konularda ise karar bilinçsizce, içimizdeki derin bir yerden alınmalıdır.”

Bu bana çok yakın geliyor. Ve oldukça derin.

Aşırı mükemmeliyetçi ve her şeyi öngörüp kontrol etmek isteyen (ya da edebileceğini sanan!) yapılar bu sözü okuduğunda bile rahatsız olabilir:) Eğer siz de onlardansanız, uyanın derim. 

Karar alma eyleminin nasıl oluştuğunu merak etmişimdir ben hep. Konuyla ilgili de bayağı bir kitap, döküman karıştırdım tahmin edersiniz. Süreç karmaşık, bir çok değişkenin bir araya gelmesiyle veriliyor karar tabii ki. Kişinin psikolojik durumu, elindeki veriler, o andaki şartlar, istekler, ihtiyaçlar, yetişme şekli, beklentiler, farkındalık düzeyi, geleceğe dair planlar, hayaller, vs vs.. Liste uzar gider.

Psikolog Kurt Lewin, “önkarar” ve “karar” farkından bahsediyor.  “Önkarar”, bir değişim niyeti belirtse de bu daha çok bir sözlü karardır” diyor. “Karar” ise, önkarardan eyleme geçişle birlikte bir değişimi getiren süreçtir.

Lewin’in bu ayrımını öğrendikten sonra ben fikri biraz daha katmerledim, şekerledim, karar yerine “yönkarar” demeye başladım. Biri önkarar, diğeri yönkarar. Yani yönü belli aksiyon içeren hal.

Şimdi bu tanım ışığında dönüp baktığımızda, hayatımızın hangi alanları “önkarar”larla gereksizce dolu?

Onları “yönkarar” a çevirmek için neye ihtiyacımız var?

Bu bekleme süreci bize nelere mal oluyor?

Düşünmeye değer sorular bence. Bir durup nefeslenip bakmalı..

Hiç şüphesiz yönkarar seviyesine geçmekte herkesin risk algısının önemli bir payı var. Risk, belirsizlik gibi kavramlarla olan ilişkinin yani.

Zorlukla karar alan insanların risk iştahlarının düşük, hızlı karar alanların ise daha yüksek olduğu aşikar.

Daha önce bir yazımda da bahsettiğim “belirsizlikle yaşamak” becerisi de çok önem arz ediyor. https://ishegul.wordpress.com/2019/04/02/belirsizligin-hediyesidir-hayat/)

Yönkararlar hayatımıza yön verirken, ivme kazandırıyor. “Yaparak” öğrenme imkanı tanıyor. Hata da yapsak, öğreti çok güçlü ve kalıcı oluyor. Bir sonraki adımı güçlendiriyor.

Önkarar safhasında kalmak ise, dilimize vuruyor. “Şunu yapacağım”, “bunu yapacağım” diyerek vakit geçirmekten, kendimizi eylemleri yapmış kadar yorarken diğer yandan yapmamışlığın deneyimsizliğine terk ediyoruz.

Kararla ilgili bir başka ilginç bulgu ise MIT mezunu James Stoner’ın 1960’larda yürüttüğü çalışma. Bu çalışmada kişilerin bir gruba ait olduklarında, tek başlarına verdikleri kararlardan daha riskli kararlar alabildikleri çeşitli sosyal deneylerle ispatlanmış. Bu sonucun nedenleri var tabii.

Bunlardan bazıları; grup içerisinde bir kararı sesli olarak ifade edebilme, bu fikre tamamen karşı olan başka fikirlerle yüzleşme ve onların da sonuçlarını tartışabilme, bazı ekstrem fikirleri ortaya koyabilme güveniyle birlikte diğerlerinin de benzer fikirlerinin olabildiğini görme olarak özetlenebilir.

Kısacası, açık zihniyetli ve öğrenmeye hevesli insanlardan oluşan bir grupla birlikte daha verimli bir beyin fırtınası yapabilmek, daha riskli kararlara adım atabilmek de mümkün. Eğer isterseniz..

“Yok, ben kendi içimde iyiyim” diyorsanız o da ok:)

Karar alma mekanizmasıyla ilgili biraz olsun sizi kıpırdatmak istedim. Belki bazı şeyleri yerinden oynatmak 😉 Farkındalığınıza başka açılar katarak hayatınızda iyileştirmeler yapabileceğinizi kulağınıza fısıldamak..

Yeter ki “yönkarar”lar “önkarar”lardan bir tık önde olsun..

1 Yorum

  1. seyyahoz

    YönKarar kavramına bayıldım…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: