Getirin Çekicimi, Kırılacak Kabuk Var !

Istakozun nasıl büyüdüğünü duymuş muydunuz?

Malum sert kabuklu, içi yumuşak bir hayvan ıstakoz. Büyüdükçe kabuğun da büyüdüğünü sanırdım ben fakat öyle değilmiş. Etkileyici bir hikaye..

İçindeki yumuşak kısım büyürmüş önce. Sonra kabuğu dar gelip sıkıştırmaya başlarmış ıstakozu. Basınç arttıkça sıkıntısı daha da artarmış. Kendini avcı balıklardan korumak için kayalıkların altına gider, orada kabuğunu kırar ve kendine yeni kabuk üretirmiş. Sonra zaman geçtikçe o kabuk da dar gelmeye başlar, yine aynı süreç tekrarlanırmış.

Istakoz bu kabuğunu kırıp yeniden yapma işini hayatı boyunca birkaç defa tekrarlamak suretiyle büyümeyi gerçekleştirirmiş.

Hikayenin en can alıcı kısmı; büyüme sürecinin bir rahatsızlık hissiyle başlaması ve tetiklenmesi..

Eğer kabuğu ona yetseydi gidip yenilenme ihtiyacı olmayacak ve aynı kabukla hayatını geçirecekti. Oysa yaşadığı bu sıkıntılı his onu kendini yenilemeye iterek büyümesini sağlıyor..

Ne ilham verici öyle değil mi?

Bu hikayeyi alıp hayatlarımıza uyarlasak ne görürüz acaba? Hayatımızda kabuğumuzu kırdığımız her durumun önce bir rahatsızlık hissiyle başladığını tabii ki..

Düşünün bakın… İnsan rahatsızlık/sıkıntı duymadığı hiçbir durumu değiştirmeye çalışmaz. Çoğunlukla en azından. Konfor alanı iyidir, hoştur, atıldır, güvenlidir..

Ama hayat öyle değil!

Eğer kendi kabuğumuzu kırıp yenilemezsek hayat bizi köşeye kıstırır.  Öylece durmanın maliyeti, isteyerek değişim adımı atabilmenin maliyetinden çok daha büyük olur. “Değişmeyen tek şey değişim” klişesini kullanacak olursak, siz yerinizde sabit kaldığınızı sandığınızda bile değişiyorsunuz aslında. Ama farkındalıksız, istemeden, seçmeden, sizin dışınızda bir değişim oluyor bu.

Oysa değişime kendi ayağınızla atlayarak girerseniz ancak değişime liderlik edebilirsiniz. Zamanlamasını yapabilir, dozunu ayarlayabilirsiniz. Vizyonunuzu, misyonunuzu tercihleriniz doğrultusunda ince ayarlarla oluşturabilir, kendi eseriniz olan bu muhteşem ve size ait “değişim tablosu”nun içinde bizzat yer alabilirsiniz.

Sevgili Özkan Zere’nin “Değişim Yönetilmez, Değişime Liderlik Edilir” konuşmasında https://youtu.be/4HdCrI6pzcY bahsettiği gibi tıpkı..

Önce değişim ihtiyacını erkenden hissetmeniz, sonra ona tüm kalbinizle inanmanız gerekir yola çıkarken. Şirketlerde değişim için nasıl %85-90’lar civarında çalışanın bu değişime inanması, ortak vizyona doğru birlikte yolculuk etmeye gönüllü olması gerekiyorsa, kendi içinizdeki, kendinize özel değişiminizde de aynı oranları yakalamanız gerekiyor. Tüm içinizden yükselen sesleri, gideceğiniz yolda kendinize yoldaş etmeniz kaçınılmaz..

Istakoz örneğine dönecek olursak, eğer kendi ihtiyacını hissetmeseydi o ıstakoz, ya ölecek ya da kabuğu bir başkası tarafından kırılacaktı. Her iki durum da onun adına çok hayırlı olmayacaktı elbette, iki durum da ayrı ayrı değişimdir diğer yandan, dikkatinizi çekmek isterim.

Yani değişim siz isteseniz de istemeseniz de olur. “Kaçamayacağınız tek şey değişim” diye yenileyelim yukardaki klişeyi 🙂

Rahatsızlık hissi ya da acil durum hissi duyduğumuzda sinyali alabilmek, bunun aslında bir değişim çağrısı olduğunu fark edebilmek çok kıymetli. Yaşanan istenmeyen olayları ya da durumları şikayet tuzağına düşmeden kendi lehimize çevirmenin tek yolu. Çünkü tüm adımlar bu hislerin öncülüğünde gerçekleşiyor.

Önemli olan doğru zamanda, doğru kıvamda yaşama zenginlik verecek, geliştirecek olan değişimin ne olduğunu fark ederek, vakit kaybetmeden direksiyona geçmek. Kırılması gereken kabuksa kendi ellerimizle kırmak.. Kanayacak, acıyacak diye korkmadan kolları sıvamak. Liderliği ele almak. Sonrasında ise yeni ve konforlu kabuğu ince ince inşa etmek. İçine geçip keyifle devam etmek..

Belli dönemlerde yeniden yeniden gerekli değişimleri yapabilmek… Belki başta zorlanabilir insan, bu da bir çeşit kas gibi çünkü. Çalışmaya çalışmaya güçsüzleşen bir kas. Değişim kası. Hatırlamak lazım, orada duruyor. Bizim onu kullanmamızı bekliyor. Paslanmasına izin vermemeli

Zeus’un çok sevdiğim sözlerinden burada bahsetmeden geçemeyeceğim;

“Kendini yontmayı unutma!

Kendi kabuğunu kendin soyabilirsin,
Kendi özgürlüğünü kendin dışarı çıkartabilirsin…

İnsan biraz da kendi emeğidir!”

Hadi o zaman herkes kırılacakları, dökülecekleri belirlesin… Yeni kabuklar yakındır 🙂

Reklamlar

3 Yorum

  1. Sinem Bahçeli

    Süper Aysegülcüm, kırılacak kabuklar belli. Kırma zamanı ve yeni kabuģun neler getireceği düşüncesiyle ayrılıyorum şu andan. Sevgiler…

  2. seyyahoz

    insan kendi emeğidir… efsane ifade…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: