Hala Aşk Var

Alain De Botton’un ilk olarak 1993 yılında yayınlanan kitabı Aşk Üzerine (Essays in Love), ne kadardır okunacak kitaplar güruhumun içinde onu bulmamı bekleyip duruyordu.

Geçtiğimiz hafta, bu bekleyiş son buldu. Elim gitti, onu buldu ve hemen okumaya başladım.

Öncelikle şunu söylemeliyim, şimdiye kadar okuduğum aşk üzerine yazılmış kitaplar içinde açık ara en iyilerinden biri Aşk Üzerine.

Londra-Paris uçağında tanışıp birbirine aşık olan iki insanın hikayesini okuyorsunuz kitapta. Burada değişik bir durum yok, herhangi bir aşk hikayesi aslında yaşanan.

Kitabı diğerlerinden ayıran özelliği (ve güzelliği) okura aşkı yaşatırken bir yandan da dışına çıkartarak aşkın felsefesini, aşkın psikolojisini hatta patolojisini 🙂 yaptırarak çarpıcı değerlendirmeler sunması oluyor. Roman boyunca hepsi el ele gidiyor, bir içine giriyorsunuz bir dışına çıkıyorsunuz aşkın. Adeta yüzerken nefes almak için kafanızı dışarı çıkarır gibi oluyorsunuz.  Sonra hop tekrar içeri..

Yine Botton’un kendi sözleriyle bu durumu açıklarsak “İnsanlarda başka hiçbir canlıda olmayan ikiye bölünme yeteneği vardır, hem davranabilir hem de bu davranışları dışardan izleyebilirler-düşünce işte bu ayrımdan doğar.” Romanda hem aşkı hem düşünceyi şahane bir şekilde bir arada sunuyor, ki romanın lezzeti de buradan geliyor.

Bu böyle iç içe sürüp gidiyor ve nasıl bittiğini anlamadan, bir ömür kafa yorduğunuz bir çok noktaya ışık tutmuş olduğunu, “Hah işte bu!” dedirttiğini fark ediyorsunuz kitabın.

Dante’nin İlahi Komedya’da “Her ruh kendini yakan aleve sarılır iyice, zira yalnız kalan kor daha çabuk söner..” dediği aşk tüm zamanlarda aynı şekilde yaşanıyor. Akla, mantığa sığmıyor, açıklamalar havada kalıyor, tanımladıkça uzaklaşılıyor aşktan. Sonunu düşünmeden kendini yakan aleve sarılıyor her ruh. Kül olacağını bilse de, yanmanın o dayanılmaz hazzına kaptırıyor kendini.

“Geleneksel ikilik prensibi çerçevesinde , düşünür ile aşık bir yelpazenin iki zıt ucunda yer alırlar. Düşünür aşkı düşünür, aşık ise yalnızca aşıktır.” diyor De Button. Bu yüzdendir ki aşkı yaşarken düşünemiyoruz. Tüm idrakler aşk bittikten sonra kucağımıza düşüyor bir bir.. “Ah” diyoruz “keşke bunları daha önce fark etseydim.” Kitap işte bunu bizim için yapıyor adeta. Benim için yapmış olduğunu söyleyebilirim en azından 🙂

Daha önceki yazılarımda sıklıkla bahsettiğim, Brene Brown’ın üzerine basa basa söylediği mutluluk formülü, kırılganlık (vulnerability) hallerinin en üst hali işte aşk. İnsan aşıkken hem çılgıncasına kırılgan, diğer yandan da her şeyin üstesinden gelebilecek kadar cesur hissetmez mi kendini ?

Brown diyor ki, “bir durumun kırılganlık içerip içermediğini  kendi kendinize ölçmek için şu üç kriteri kullanın. Belirsizlik, risk ve duygusal ifade. Bunlar varsa, o durum kırılganlık içerir.” Ve mutluluğa giden yoldur. Kendi kırılganlığımızdan ne kadar uzaklaşır, ne kadar steril hale gelmeye çalışırsak mutuluk o derece uzaklaşıyor bizden çünkü. Mükemmel olmama halimize tahammülle başlıyor mutluluğun ilk adımı. Gerisi hikaye.

Ha ayrıca diyor ki Brown  “Cesur olun kendinizi cesaretle ortaya koyun ve bilin ki cesur olduğunuz sürece her zaman poponuza tekme yiyeceğiniz durumlarla karşılaşacaksınız. Bu cesaretin kaçınılmaz sonucudur, yine de değer.”.

Yani her zaman herkes bizi pohpohlamayacak, bunu beklemeyin. Bırakın her şeyi, alkış almayı bırakın, cesur olun. Yaşamanın tadı orada saklı. Beklentisizce kendini ortaya koyabilmekte.

Aşkı yaşarken ya da yaşayacakken kim bilir kaçımız bu cesaret, kırılganlık ve mükemmel olmama hallerinden kaçındığımız için elimizden kaçırıverdik mutlulukları..

Aşk karşılıksız olsa bile, yine de güzeldir. Zira hiçbir zaman birebir karşılığı olamaz fikrimce aşkın, çünkü herkes kendi dilinde yaşar aşkı, kendi içinde açtırır. O yabaniliği, ipe sapa gelmezliği, biricikliği, deliliği, bir kereliği değil mi aşkı aşk yapan ? Bırakmak lazım ne olacaksa…Çiçeklenelim..

Romana dönecek olursam, duygu/durum analizlerinden bazıları özellikle ilgimi çekti ki, altlarını kalın kalın çizdim.

Şimdi onlardan birkaç tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sizin de aşk ile olan ilişkinizde bir yerlere dokunur belki diye.

 

  • Aşkta arzu ne kadar yoğunlaşırsa kayıtsız görünmek gibi oyunları oynayamaz oluruz, ne kadar çok ilgi duyuyorsak karşımızdaki kişide bulduğumuz mükemmeliyet o denli bir aşağılık duygusuna dönüşür.

 

  • Baştan çıkarma eylemi, doğal davranışlardan vaz geçmeyi, başka bir deyişle bir tür oyunculuğu içerir.

 

  • Aşk kancaları görünür tüm mantıksal yasaların üzerindedir.

 

  • İnsan bir şeye inandığı anda, o inancın gücü tüm seçenekleri kendiliğinden yok etmek durumundadır.

 

  • Aşk ortak hoşnutsuzlukları bulup çıkarmakla besleniyordu.

 

  • Aşk ile liberalizm.. Bir seçimdir bu, çünkü ikincisi ancak mesafeli bir dostlukta ya da kayıtsızlığın hakim olduğu bir ilişkide elverişli görünüyor.

 

  • Gülme yeteneksizliği insani olanı fark edebilme yeteneksizliğine yol açıyor.

 

  • “Seni seviyorum” ancak ve ancak “Seni şimdi seviyorum” anlamında söylenebilir.

 

  • Güzellik mi aşkı doğurur, aşk mı güzelliği ?

 

  • “Bazı insanlar aşkın varlığından habersiz olsalardı asla aşık olmazlardı” diye bir aforizması var La Rochefoucauld’nun; tarih onu haklı çıkarmıyor mu?

 

  • Her aşk öyküsünün üzerinde nasıl biteceğine dair bilinmez ve en az o kadar korkunç bir düşünce bulutu gezinir.

 

  • Büyük bedel ve özveriyle verdiğimiz bir armağan reddedildiğinde bir suçlu aranmalı belki, ama veren kişi vermekten, bizim almaktan aldığımız zevk kadar zevk almışsa, o zaman ahlaki bir dil kullanmayı gerektirecek bir durum var mı?

 

  • Aşk ne kadar ıstıraplı ve ne kadar mantıksız olursa olsun unutulmaz bir duyguydu aynı zamanda. Ve mantıksız olduğu ölçüde de kaçınılmazdı.

Her birinin üzerine ayrı ayrı yazılır, konuşulur, düşünülür.

Derinliklerde kaybolmayı size bırakıyorum 🙂 Ben size bir ilham olayım yeter.

Siz de kendi yaşadığınız aşklardan öğrendiklerinizi çıkarıp yazabilirsiniz belki bunlara ek olarak. Ya da hepsini siler yepyeni bir “Aşk Manifestosu” yazarsınız kendinize kim bilir.

Ya da hepsini bir kenara bırakır, sadece yaşarsınız aşkı ..

Aşk olsun..❤️

 

 

Reklamlar

9 Yorum

  1. şebnem çqkırer

    Valla ne diyeyim
    Cesaret beklentisizlik kırılganlık
    Süper 💜💜

    iPhone’umdan gönderildi

  2. Arzu

    Bence de aşk olsun, her zaman 🙂

  3. Selmin Tosun

    Bu da bana tam zamanında geldi desem?

  4. seyyahoz

    “Mükemmel olmama halimize tahammülle başlıyor mutluluğun ilk adımı. Gerisi hikaye.”

    • seyyahoz

      “Güzellik mi aşkı doğurur, aşk mı güzelliği ?”

      sorusuna Aşık Veysel’in cevabı… 🙂
      ….
      Güzelliğin On Par’etmez
      Bu Bendeki Aşk Olmasa
      Eğlenecek Yer Bulamaz
      Gönlümdeki Köşk Olmasa

      • Aşksa sözkonusu, sözü Aşık’a vermek evet en güzeli 😍👌🏼

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: