Arkası Zeigarnik

 

Siz hiç Zeigarnik Etkisi’ni duymuş muydunuz?

Belki bilenleriniz vardır.

Ben ilk ne olduğunu öğrendiğimde oldukça şaşırmış ve birçok reklam kampanyası, radyo/ TV programında yıllardır kullanılan bu yöntemin insan psikolojisindeki yerini hayretle idrak etmiştim.

Kendi kendime yaptığım konuşmaları, farkettiklerimi, batırdığım çuvaldızları nasıl her daim sizlerle paylaşıyorsam aynen devam ediyorum. Bunu da yazmazsam olmaz 🙂

Önce nedir Zeigarnik Etkisi (ZE) ona bakalım.

Psikolojide ZE diyor ki, insanlar tamamlanmamış, bir şekilde yarım kalmış ya da yarım bırakılmış şeyleri, tamamlanmış olanlara oranla daha fazla hatırlama eğilimindeler.

Örnek vermek gerekirse, yapılan araştırmalarda bir öğrencinin sınava çalışırken kesintisiz dört saat çalışması ile aralıklı olarak birer saat (toplamı yine dört saat olacak şekilde) çalışması sonrasında hatırladıklarına bakıldığında aralıklı çalışanın hafızasında kalan bilginin çok daha fazla olduğu görülmüş.

Ne kadar ilginç bir bulgu öyle değil mi? Gerçekten şaşırtıcı çünkü tam tersinin doğru olduğu bilinir genellikle.

Litvanyalı psikolog Bluma Zeigarnik, 1927 yılında, bölünmelerin hafıza üzerindeki etkisini araştırırken bu bilgiye ulaşıyor.

Aynı etki malum hepimizin bildiği, programlarda sıkça kullanılan “Az sonra”, “Arkası yarın” vb gibi ifadelerle izleyiciyi hem merakta bırakmakta hem de ZE kullanılarak izlediklerinin hafızalarında daha fazla yer etmesi hedeflemekteymiş meğer. Şimdi parçalar yerine oturuyor..:)

Bluma Zeigarnik’i bu araştırmaya iten olay ise, bir restoranda garsonun masalardan aldığı siparişi yazmaması, buna rağmen her şeyi eksiksiz getirmesi imiş. Bu olay ilgisini çekmiş, garsona nasıl başardığını sormuş. Garsonun cevabı ise, siparişleri masaya götürene kadar tüm detaylarıyla aklında tuttuğu, siparişi teslim ettikten sonra ise zihninden tamamen sildiği şeklinde olmuş.

Reklam sektöründe, daha piyasaya çıkmadan önce bir ürün hakkında çeşitli bilgilerle isim verilmeden yapılan çalışmaların tüketici üzerinde çok daha etkili olduğu biliniyor. Bu yöntem o yüzden sıkça da kullanılıyor.

Aynı şey aşk hikayeleri için de geçerli değil mi? Yarım kalmış aşklar, kavuşamayan aşıklar, engellenmiş sevdalar çok daha derin yerlerde saklanmıyor mu kalplerimizde? Hatırlıyoruz hepsini detay detay. İster bir kitapta ya da bir filmde olsun, ister hayatımızın tam merkezinde yarım kalmış olanlar hatırlanıyor her daim..

Bu akılda kalma olayı, tamamlanmamış olanı tamamlama hedefiyle zihnin devamlı meşgul olmasından kaynaklanıyor. Yani bitmemiş ne kadar dosya varsa, onlar hep zihninizde açık durumda ben haber vermiş olayım..

Olumlu anlamda ZE aklımıza kazımak istediğimiz bilgiler için fasılalı çalışmayı kullanmanın faydasını bize sunarken, diğer yandan tamamlanması halinde zihni ferahlatacak aktivitelerin ertelenmesi/kaçınılması ya da yapılamaması dolayısıyla ekstradan bir hafıza faaliyetine yol açarak zihin yorgunluğuna da neden oluyor.

Bahsettiğim bilgiler ışığında gönül ister ki bu yazıyı bir sonuca bağlamadan burada böylece bırakayım ve sizlerin hafızasında derinlikli bir yer edineyim 🙂

Diğer taraftan da kendi zihnimin ferahlama ve hafifleme ihtiyacını düşünerek bir toparlama yaparak “yapılacaklar” listemde bir maddeyi daha eritmeliyim.

Ben şimdilik ikincisini seçiyorum.:)

Sizlere ise ZE’nin bundan sonra üzerinizde yaptıklarının bilincinde olarak, nerede ne şekilde kullanıp hayat kalitenizi artıracağınız konusunu bırakıyorum.

Ben kapıyı açtım, buyrun geçin…

Arkası Zeigarnik 🙂

1 Yorum

  1. şebnem çqkırer

    👌🏻

    iPhone’umdan gönderildi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: