Mükemmeliyetçilik Korkaklıktır

Nereden biliyorsun diyeceksiniz. Kendimden..

Tüm yazılarımda olduğu gibi, bu da bir öz-yüzleşmedir.  “Ben oldum, peki siz hala ham mısınız?” diyemem haşa, demem.. Daha çok “ben bunları farkettim, alın siz de kullanın.” tadındadır üslubum. Hadi devam edelim, beni bırakalım 🙂 Biz’e bakalım..

Mükemmeliyetçiliğin bir insan özelliği olmadığını daha önce de bir çok yazımda üstüne basa basa söylemiştim. Yıllar önce katıldığım Transaksiyonel Analiz eğitimi için Türkiye’ye gelen İtalyan hocamın derse girdiğindeki ilk cümlesiydi. Çarptı! Bir an durdum, düşündüm..hala düşünüyorum belli ki.

Daha sonrasında Brene Brown’ın çeşitli kitapları, konuşmaları – özellikle Gifts of Imperfection (Mükemmel Olmamanın Hediyeleri) kitabı- insanın doğuştan itibaren nasıl da mükemmel olmayan bir varlık olduğunu, bu mükemmel olmama halini ne kadar çabuk fark eder ve kabullenirse hayatlarının ne derece harika olabileceğini ilk fark ettirendir. Hatta “vulnerability” dediği kavram üzerine detaylı araştırmalara gark olmuş Brown, kendi hayatında yaşadığı “aşırı mükemmeliyetçilik” döneminden sonra hem de. “Kırılganlık” olarak çevrilebilir Türkçe’ye tam olarak anlamını karşılamasa da..

Kırılganlık şu demek; mükemmel olma çabasını bir kenara bırakarak tüm açıklığıyla, artısıyla eksisiyle insan olabilmek, bunu kabul ederek dış dünyaya kendini bu kırılganlıkla (cesaretle) sunabilmek. İşte mutluluk bu kırılma noktasında saklı diyor Brown. Ve inanın o kadar haklı ki, kırıntısını becerebildiysem oradan aldığım tattan biliyorum..Daha emekliyorum belki, ama yürümek de emeklemekle başlar öyle değil mi?

Bu kadar üzerine kelam edilen kavram “mükemmeliyetçilik” belki çoğu tarafından bir kişilik özelliği olarak çok olumlu olarak da algılanabilir, hatta kim bilir belki geçmişte sizi bir iş görüşmesinde diğer adayların önüne geçirip işi almanıza bile neden olmuş olabilir. Doğrudur. 

Fakat şimdi sıkı durun, size bir haberim var!TAM anlamıyla “mükemmeliyetçi” iseniz o zaman siz bir korkaksınız diyorum. Büyük iddia belki ama doğru!

Neden? Nasıl olur? Ama ama….

Bakın şöyle; her zaman iyinin daha iyisi, onun da iyisi olacaktır. Mükemmel dediğiniz şey bir anaforda tekneye ulaşmak için yüzmeye benziyor. Anafor kesilmedikçe tekneye ulaşmak hayal oluyor. Yüzmekten yorgun fakat sonuçta hiç bir yere varamamış oluyorsunuz. Harika yüzseniz bile üstelik.

Anafor mükemmeliyetçilik anlayışını temsil ediyor, yani sizin kendinize (ve başkalarına) koyduğunuz ulaşılması imkansız yüksek standartları. Artık bir noktadan sonra tekneye ulaşmak gerekliliğini bile unutturuyor size. O derece..İş çıkaramaz, sonuç alamaz, üretemez oluyorsunuz..

Çünkü yaptığınız hiçbir şeyi beğenmiyorsunuz, beğenilmeyeceğini düşünüyorsunuz. İçerde başlıyor bir sarmal.. Sorsalar “çok mükemmeliyetçiyim!” dersiniz göğsünüzü gere gere.

Oysa farkında mısınız ki bu derece bir mükemmeliyetçiliğin ardında, onay alma ihtiyacınıza bağlı bir korkaklık yatıyor. Önce kendi onayınızı sonra diğerlerinin..Hadi itiraf edin! Öyle..

Ya beğenmezlerse? Ya benden iyisi varsa? Dur bekleyeyim daha iyisini yapar öyle çıkarırım piyasaya, vs vs vs..

Cesareti de yok etti mi size! Buyrun bakalım.. Çözün düğümü çözebilirseniz.

Burada belirtmek gerekir ki; elimizden gelenin en iyisini yapmakla mükemmeliyetçilik aynı şey değil kesinlikle. Elinizden gelenin en iyisi, olmazsa olmaz. Yukarıda bahsedilen iş görüşmesinde kıymetli olan bu olmalı işte. Ası başka..

Yapabileceğinin en üstünü sunmak, sonrasını bırakabilmek mesele.. 

Brene Brown’ın “vulnerability” dediği kavrama da burada bağlanıyor. Evet eksikleri, yanlışları olabilir ama yola çıkmakta bütün mesele..Çünkü o “hatalar” HEP olacak, geçmesini beklersen ömür boyu bekleyeceksin, yazık edeceksin.

Mükemmel olmamayı kabul ettiğiniz an gelişime de o miktarda açık hale geliyorsunuz, öğrenme modu hep “on” durumda oluyor, farkındalığı yüksek, üretken, “akan” bir insan olabiliyorsunuz.. Hataya toleranslı, esnek, yaratıcı, yaşayan..

Diğeri statik, tek yönlü, sert, kapalı..

Diyeceksiniz ki “böyle yetiştirilmişim, benim suçum değil”. Haklısınız.. çoğu değerimiz bizim dışımızda bize dışardan enjekte edilebiliyor. Ama artık madem yetişkiniz, sorumluluk bizim. İyileşme sorumluluğu, kendimize iyi gelme sorumluluğu, neyin ne olduğunu anlayıp ona göre şekil alma sorumululuğu..

Bırakın gitsin, terk edin bitsin..

Mükemmel değilsiniz ve harikasınız!!

Reklamlar

3 Yorum

  1. Sinem Yıldızeli Bahçeli

    Ayşegülcüm, yine düşündürücü harika bir yazı. Kalemine, yüreğine sağlık. Ben de Brene Brown’ın Tedtalk’ını dinlemiş, çok yararlanmıştım. Anlattıkların dinlediğim ve aklımda yer eden bir örneği çağrıştırdı. Birisi çok iyi şarkıcıların ileriki yaşlarda sesleri eskisi gibi olmadığı zaman bunu kabullenmekte zorlandığını ve bunu da depresyon vb. şeylere yol açtığını söylemiş ve bu konuda Whitney Houston’ı örnek vermişti. Eskisi kadar yüksek notalara çıkamadığı zaman duyduğu üzüntü ve bunun hayatına getirdiği olumsuz yansımalar. Lionel Richie ise konserlerinde bu zorlu kısımlara geldiğinde şuna benzer şeyler söylüyormuş; Artık yaşım biraz ilerledi, bazen bu zorlu kısımları eskisi gibi söyleyemiyorum, hadi hep beraber söyleyelim…
    Yani aslında tam da söylediğin şey değil mi, olgun bir kabullenme ve böylelikle hayata daha olumlu yaklaşabilme, aynı zamanda baş edebilme…Benim çok hoşuma gitmişti bu örnek. Mükemmel değiliz ama iyi olmaya çalışıyoruz diyeyim ben de 🙂
    Sevgilerimle…

    • Sinemciğim çok yerinde örneklerle yazımda ifade etmeye çalıştığım konuyu perçinlemişsin adeta ❤️😘 Harikasın!

  2. Hay, ben bunu dün akşamdan önce okusaymışım. 🙂
    İnsanların önünde bir yanım doğal bir akışa geçerken, öbür yanımın aynı anda canlı canlı beni didiklemesini susturabilseymişim. 🙂 Neyse ki bir daha ki sefer hep var. Yürümeye devam. Sevelim mi hatalarımızı, evet. Bir tutam ÖZ Şefkat gerek. :))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: