Vasatlığa Övgü

 

Başarı nosyonu üzerine çok fazla kafa yordum ve yormaya da devam ediyorum halen, pek çoğunuz gibi..

Sevgili Cevdet Suner’in bana önerdiği Ray Bennett’in “Underachiever’s Manifesto” (Vasatlığın Manifestosu) isimli kitabı bu konuda tüm bilgileri ters yüz eden, çarpan, katlayan, küçülten diğer taraftan da aydınlatan, öğreten, bilgeliğin çıplak gerçeğini veren harika bir başucu kitabı.

Peki sorsam başarı nedir diye ne dersiniz ?

Aklınıza ilk gelenler tahminen iyi okullarda okumak, yüksek notlarla mezun olmak, iyi bir iş (yüksek pozisyon artı yüksek paralı), güzel konforlu bir ev, son model bir araba, vs vs şeklinde uzayıp gidiyordur.  Çoğunluğun aklına gelmeyen başarı tanımları da vardır muhakkak.

Size desem ki, mutluluk vasatlıkta o zaman ne dersiniz bana ? Deli olduğumu ya da kör/sağır olduğumu düşünebilirsiniz.

Fakat size şunu söyleyeyim bunu ben değil Dr.Ray Bennett “Underachiever’s Manifesto” (Vasatlığın Manifestosu) isimli kitabında ele alıyor.

Başarının azı karar çoğu zarar diye özetlenebilecek olan kitapta az başarıyla yetinmeye bir övgü yapılıyor.

Bennett, insanların genellikle – çok yakınlarınızın bile- sizin ÇOK BAŞARILI olup olmamanızla aslında pek de ilgilenmediğini söylüyor. Esas olarak başarı fikrinin altında yatan, ve hemen hemen hemen herkesi etkileyen mükemmeliyetçilik kavramına da değinmeden geçmemek gerekiyor. Daha önce bir çok yazımda da yazdığım gibi “mükemmellik bir insan özelliği değildir.”

Gelin görün ki, biz insanlar büyük oranda mükemmele ulaşacağımızı sanarak büyük bir yanılgı içinde yaşayıp gidiyoruz. Hatta bu yolda keyif almalarımızı ertelemekten geri durmuyor, şu dünyada sayılı günlerimiz olduğunu bile bile “Nihayetinde o çok istediğim arabayı aldım.” “Daha büyük bir eve geçmenin bir yolunu buldum.”,” Geçen ay 3 kg verdim.” benzeri yapay başarı kriterleri yaratıyoruz. Ne harika! Oysa hala dünyadaki insanların sarsıcı bir yüzdesi açlık sınırında yaşıyor.

Bennett “Küresel düşünün. Kendi küçük dünyanızda az başarıyla yetinin.” Diyor.

Mükemmeliyetçiliğin altında, biri başarılı olursa diğeri başarısız olmuştur anlayışı yattığına göre sizin başarınız diğer herkesin kendini başarısız hissetmesini sağlayacağından dolayıda sizin sandığınız kadar önemsenmez.

Tamam güzel de nasıl yapacağız bu “az başarıyla yetinme işini ?” diye soranlara Bennett 10 tane ilke sunuyor. Bunlar şöyle ;

  1. Hayat çok kısa.
  2. Hayatı kontrol edebileceğini düşünmek bir yanılsamadan ibarettir.
  3. Mutsuzluğa giden yol beklentili olmaktan geçer.
  4. Büyük beklentiler büyük mutsuzluklar yaratır.
  5. Başarılı olmak beklenti doğurur.
  6. Azalan verim kanunu hayatın her alanında geçerlidir.
  7. Mükemmel iyinin düşmanıdır.
  8. Meyve veren ağacı taşlarlar.
  9. Herkesin başarısı kendine ya da peki ama bundan bize ne?” prensibi.
  10. %4 artı değer prensibi.

Şimdi tek tek üzerinden kısaca gidelim:

  1. Hayat çok kısa:Hepimizin bildiği ama hayat koşturmacasında unuttuğumuz bir gerçek. Hazır dünyaya gelmişken elinizden geldiği kadar çok iş yapmak için kendinizi paralayabilir ya da arkanıza yaslanıp bir saniyeden daha uzun olmayan ömrünüzün keyfini çıkarabilirsiniz. Seçim sizin.
  2. Hayatı kontrol edebileceğini düşünmek bir yanılsamadan ibarettir:Hiçbirimiz hayatımızı tam olarak kontrol edemeyiz. Edebilenler varsa, tatlı bir rüya görmekteler ne yazık ki. Hayatınızın en önemli değişkenleri olan doğup büyüdüğünüz yer, ebeveynleriniz, genleriniz, ve daha bir çok faktörü siz seçmediniz. Dolayısıyla kendi çabanızla olabilecek olan ile mutlu mesut yaşamak ya da tam tersine her durumla kavga etmek sizin elinizde. Ray Bennett şu çarpıcı örneği veriyor :”1998 yılında Washington Üniversitesi’nde işletme okuyan bir grup öğrenci dünyanın en zengin iki adamına, yani Bill Gates ve Warren Buffet’a başarılarındaki en büyük etkenin ne olduğunu sorduklarında aldıkları cevap neydi biliyor musunuz?Amerika’da doğmuş ve yaşamış olmak.  Yine seçim sizin.
  3. Mutsuzluğa giden yol beklentili olmaktan geçer: Hayat neredeyse her an sizin yaptığınız planları sabote etmekle meşguldür. Hatta bir güzel söz vardır “Hayat siz plan yaparken başınıza gelenlerdir.” diye. Bir sınavdan A almayı beklerken B alırsanız bu neredeyse sizin için bir yıkımdır. Oysa ki, aslında B hiç de kötü bir not değildir, sadece A’dan daha düşüktür. Beklentileri sıfırlamak mutsuzluğa dur demek gibidir adeta. Seçim sizin.
  4. Büyük beklentiler büyük mutsuzluklar yaratır: Bu ilkeyi Ray Bennett aynen şöyle açıklıyorJBu bir onceki ilkenin dogal bir sonucu olduğu icin size “malum”muş hissi verebilir fakat eğer bu ilke olmasaydı listede on değil sadece dokuz madde olmuş olacaktı.”
  5. Başarılı olmak beklenti doğurur: Kar marjını aşan firmalar devamlı bir şekilde hedef büyütürler. Ve eğer bu yeni hedeflere ulaşamazlarsa hisse senetleri öfkeli yatırımcılar tarafından nasıl da hızla elden çıkarılmaya başlar. Ya da hemen hemen her sınavdan yüksek not alan bir çocuk, 10 yerine 8 aldığında nasıl da sarsılır anne-babası. JKomik değil mi ? Ama gerçek başarı beklentiyi de içinde barndırıyor.
  6. Azalan verim kanunu hayatın her alanında geçerlidir : Öyle noktalar vardır ki, ne kadar başarılı olursanız olun, ne kadar zengin olursanız olun daha iyi bir hayat yaşayamayacağınız bir nokta gelir. Şüphesiz pek çoğumuz bu sabit noktaya varacak kadar çok kazanma ve harcamanın ne demek olduğunu deneyimlemek isterdi yine de. Fakat yine de bir düşünün, şahane bir kral dairesi süitinden izlenen manzara bile bir süre sonra sıkıcılaşır. Gerçek şu ki, bir iş ya da nesneden elde edilen fayda o iş için sarfedilen çaba ya da yapılan yatırımla aynı oranda artmaya devam etmez. Bir noktada fayda sabitlenir ve hatta azalmaya başlar.  Louvre Müzesi’nde iki yüz tabloya bakarsanız ilk yüz elli tabloyu unutmanız neredeyse garanti gibidir. Yani “daha fazla” mutlaka “daha iyi” demek değildir ve yeterince iyi yeterince iyidir. (good enough is good enough.)
  7. Mükemmel iyinin düşmanıdır : Mükemmellik öznel/sübjektif bir kavramdır. Asla tek bir mükemmellik anlayışı yoktur. Fakat yine de ona ulaşma çabası “başarı delilerinin” hayatını yönlendirir. Sonuç sinirleri harap olmuş, aşırı iş yükü altında posası çıkmış ve gerçek bir varlığı bile olmayan “mükemmellik” denen meretin batağına saplanmış bir insana dönüşmek kaçınılmaz olur.
  8. Meyve veren ağacı taşlarlar : Pek çok insan başarılı olmanın hayranlık uyandırıcı olduğunu düşünerek hayatlarının hatasını yapmaktalar. Çünkü sizin başarınız diğerlerinin başarısızlığı anlamına gelir. Bir Japon atasözü bu durumu renkli ve çarpıcı bir şekilde ifade eder: “Yerine oturmayan çivinin başına gelecek olan en iyi şey bir çekiçtir.”
  9. Herkesin başarısı kendine ya da “Peki ama bundan bize ne?” prensibi: Hayatta en zevkli şeylerden birisi kimsenin umurunda olmayan bir konuda elde ettiği başarıyı ballandıra ballandıra anlatan kibirli bir adamın içine düştüğü zavallı durumu seyretmektir.  Kendinize bir sorun: Kimin umurunda?
  10. %4 Artı değer prensibi: Bu ilkeyi aynen kitaptan aktarıyorum: ”İnsanların genetik yapısının şempazeninkiyle %96 oranında örtüşmekte olduğu artık bilimsel olarak kabul edilmiş bir gerçek. Bunu bilmek size ne hissettiriyor? Bir durup düşünün:  Dünyanın en başarılı bireyleri de en müzmin vasatları da biyolojik olarak bakıldığında aynıl gen yapısına sahip. Kısacası diyorum ki hayatta kalabilmek hayatınızdaki en büyük başarınızdır.

Kitabın gerisi de çok ilgi çekici ve şaşırtıcı şekilde gerçek, ilgi duyanlara şiddetle tavsiye ederim.

Bu kitabı okumadan çok daha önce de Aziz Kedi’nin Tedx’te yaptığı “Ya Mağlubiyetin Günahını Alıyorsak ?”* başlıklı konuşmasını dinlemiş ve orada da tokat gibi bir gerçekle yüzleşmiştim başarı konusunda.(izlemeyi arzu edenler için linki aşağıda)

Harika keyifli anlatımının altında yatan ve hepimizin hayatını paçavraya çeviren trajediyi sizlerin de dinlemesini öneririm. Ondan sonra dönüp hayatınıza tekrar bakmanızı..

En son olarak da etrafınızda olan ve size yapay “başarı” konseptini pompalayan her türlü sığ insan ve oluşumdan jet hızıyla uzaklaşmanızı…

İşte orada pırıl pırıl parlıyor, özünüz..

 

*=https://youtu.be/R8K3vZ_9wt0

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: