Öfke de Senindir, Kabul Edersen

 

Öfke!

Ne çağrıştırıyor size ?

Eminim ilk anda çok da hoşunuza gitmeyen şeyler geliyor aklınıza. 

Belk tüyleriniz ürperiyor. 

Belki daha önce yaşadığınız nahoş bir olay aklınıza geliyor, öfkeden bir yanardağ misali patladığınız. 

Kendi öfkeli haliniz geliyor gözünüzün önüne. 

Ya da küçükken size öfkelenen annenizin ateş saçan gözleri..

Kısacası kend bilinçaltınızda “öfke”yi ne şekilde kodladıysanız onlar gelip geçiyor gözünüzden ruhunuzdan…

“Amann uzak olsun” diyorsunuz..”Huzur arıyorum ben.” 

Size “Huzurun yolu öfkeden geçiyor.” desem ne dersiniz peki?

Şimdi biraz Duygu Yönetimi konusuna girmek gerekiyor tam da burada. 

Genel kanı şu; duyguyu yönetmek ya o duyguyu yok saymak ya da bastırmaktır. 

Ne büyükk yanılgı!!!!!

Yönetmek, adı üstünde, ortaya getirip onu ehlileştirerek ifade etmek demektir. 

Yokmuş gibi davranmak değil…

Nasıl öfkeden etrafı yıkıp döken kişi duygu yönetiminde sıfırsa, öfkesini bastıran da koca bir sıfırdır. 

İnsana özgüdür tüm duygular.. 

Heyecan da, sevinç de, öfke de, hayalkırıklığı da…

Hatayı en başta duyguları “cici” ve “kaka” diye ikiye ayırarak yapıyoruz. Uyanalım..

Keyif mutluluk heyecan cicidir, öfke, hayal kırıklığı kakadır. Kaçın!!!

Hayır. 

Hepsi bizim, hepsi bize dair.

Ayrım yaptıkça yargı giriyor işin içine.

Şunu kaçıırıyoruz, herkes bazen öfkeli bazen sevgi dolu, bazen durgun, bazen heyecanlı olur. Kimsenin hayatı TEK bir duygu üzerine kurulmaz, öyle değil mi?

Kendi içimizdeki yargıç “kaka” duygulardan bizi esirgemeye çalıştıkça huzurumuzdan da oluyoruz haberimiz yok.

Huzur bütünlükte, tümü kabulde, kendiyle barış yapmakta yatıyor çünkü. 

Bu bütün olma yolculuğunda da en zor kısım iç ve dış yargıçların kötü diye nitelediği duyguları, “nötr” hale getirip kabul etmek.

Öfkeden yola çıktık, öfkeyi anlatalım.

Yanlış olan öfke değil, onu ortaya koyuş biçimi olabilir ancak.

Öfkelenmek değildir ayıp olan, kalp kırmaktır düşünmeden.

Sevgi ile öfke pek ala bir arada olabilir, insan sevdiğine de öfkelenir. Öyle değil mi?

Ancak doğrusunu bilmediğimiz şey şu, öfkeyi dile getiriş biçimimiz.

Yıkıcı olmadan da öfkelenilir, kırıp dökmeden de konuşulur. 

Hiç konuşmadan geçince kendi öfkemize yabancılaşıp içsel kaygıları tavana vurduruyoruz. 

Bu da başka bir gerçek.

Öfkesini yönetemeyen “yetişkin” olamıyor tam anlamıyla. 

Vurup kırıyorsa zorbalıktan yalnız kalıyor, hiç dile getirmiyorsa bu sefer de hasta oluyor içinde tutmaktan. 

Tek yol, doğru ifadede..

Ne zaman ayırt etmeden tüm duyguların bizim olduğunu kabul edebiliriz, işte o zaman içsel huzurun kapısını aralayabiliriz. 

Öfkene de sahip çık, sevincine de, hayal kırıklığını da kabul et coşkunu da.. 

Çünkü hepsi senin, hepsi senden, hepsi sana dair..

Reklamlar

1 Yorum

  1. Sinem Yıldızeli Bahçeli

    Harika Ayşegülcüm, tam da üstünde düşündüğü bir konuydu. Hani bir laf vardır ya, herşey insanlar için, onu çağrıştırdı. Tüm duyguları açıklıkla, kapsayarak ama zarafet içinde yaşamak ne güzel şeydir…Ağzına, kalemine sağlık…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: