Şu Mutluluk Meselesi

Defalarca, hatta yüzyıllarca, yazılmış bir konuda bir de sen mi yazacaksın diye sorarsanız, evet ben de yazacağım diyeceğim size 🙂

Her insanın dönem dönem üzerinde kafa yorduğunu düşündüğüm bir kavram aslında “mutluluk”.

Nedir ? Ne değildir ? Nelere bağlıdır ? gibi uzayıp giden sayısız soru sorulup üzerinde saatlerce günlerce konuşulup tartışılabilir hatta. Uçsuz bucaksız bir insanlık meselesi esasen mutluluk.

Kendi açımdan baktığımda, özellikle hayatımın – genel yanlış kanı itibariyle – “mutsuz” sandığım dönemlerinde mutluluk üzerine daha çok kafa yorduğum doğrudur.

Bunca zaman çok çeşitli kaynaklardan edindiğim bilgiler, aldığım eğitimler, bir insan olarak hayatın içinde bizzat deneyimlediklerim ve şu dünyada geçirdiğim yılların bana kazandırdığı gram gram da olsa bilgelik kırıntılarını bir araya getirdiğimde, mutluluk üzerine olan söylemleri kısaca aşağıdaki maddeler çerçevesinde ele almak istiyorum.

Buyrun benim mutluluk listeme:

  • Mutluluk bir haldir, duygu değil.

Evet doğru okudunuz. En yanlış bilinen kısmı sanırım budur mutluluğun.

Çok istediğimiz, uzun süredir dört gözle beklediğimiz bir elbise satın aldık diyelim. “Çok mutlu oldum elbiseyi aldığıma. Oh sonunda!” benzeri ifadelerle duygu paylaşımında bulunduğumuz durumları kastediyorum. Aslında burada “mutluyum” derken kastettiğimiz, “sevinçliyim”, “heyecanlıyım”, “içim içime sığmıyor” vb duygular olacakken “çok mutlu oldum” diyoruz. Nesi mi yanlış ?

Şöyle söyleyeyim; eğer bir elbiseyi almak sizi mutlu ediyorsa aynı şekilde alamamak da mutsuz edecektir bu durumda. Oysa mutluluk bilinçli şekilde seçilen bir haldir ve sizin dışınızdaki her şeyden bağımsızdır, yani, ola ki o elbiseyi alamadığınızı farz edelim. Evet üzülebilirsiniz, evet hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz, bunlar duygulardır ve dış uyaranlarla içimizde oluşabilirler. Ama “mutsuz” olamazsınız. Eğer oluyorsanız, demek ki siz hala mutluluğun ne olduğunu anlamamışsınız.

  • Mutluluk olan biten her şeyden bağımsızdır.

Hemen yukarıda bahsettiğim gibi, dışsal faktörlere bağımlı olan şey mutluluk olamaz. Çünkü mutlu olmaya karar veren insanların da hayatlarında, hepimizin hayatında olduğu gibi, olumsuz olaylar olacaktır. Üzüntüler, acılar, sıkıntılar olacaktır. Mutluluk bunların çok üzerinde bir kavramdır. Ne kadar üzülürseniz üzülün, hala hayatınızda mutluluğun yanında duruyor olabilirsiniz. Kulağa çelişkili gibi gelse de aslında birbirinden tamamen bağımsız şeylerdir. Aşağıda daha detaylı anlattığımda siz de bana hak vereceksiniz.

  • Mutluluk bir seçimdir.

İnsanların bilinçli şekilde karar vererek seçtiği bir yaklaşımdır mutluluk. Ne olursa olsun ya da ne olmazsa olmasın mutlu olmaya karar veren bir insanın bakış açısını değiştiremezsiniz. Eğer kolaylıkla değişiyorsa, o zaman o da tam anlamamış ya da işin özünü henüz kavramamış demektir. Burada “Rasyonel İyimserlik” kavramından bahsetmezsem olmaz. O bilinen körü körüne iyimserlik yerine, her türlü gerçeğin farkında olarak, gerçekçi bir bakış açısı ile olumluya odaklanmak ve/veya mevcut durumu olumluya çevirmek için neler yapılabileceğine odaklanmak demek Rasyonel İyimserlik. Mutluluk kararı veren bir insanın en yakınında bulunması gereken kavramlar içinde en önemlisidir. Zira kimse size “bundan sonra hayatınızda olumsuz hiçbir şey olmayacak” gibi bir söz veremez, olacakları bilerek her durumdaki olumluyu yakalamak biraz eğitim, biraz zihin terbiyesi çokça da çaba gerektirir haklısınız. Ama değer inanın!

  • Mutluluk erdemin kendisidir.

17.yüzyııl felsefesinin en önde gelen rasyonalistlerinden Baruch Spinoza’nın ünlü sözü “Mutluluk erdemin ödülü değil, erdemin kendisidir.” mutluluğun özünü anlatan kısa fakat derinlikli bir ifadedir. Mutluluk üzerine söylenmiş en etkili sözlerden biri olmuştur benim için. Demek istediği, herhangi bir şeyi düzgün, ahlaklı, beklenen, vs şekilde yaparsak mutlu olmaya hak kazanacağımız düşüncesinin tamamen tersinin doğru olduğu. Her şeyden bağımsız olarak mutlu olabilmektir asıl erdem zira. Toplumun büyük oranda kişilerde oluşturduğu, “şunu yaparsan mutlu olmaya hak kazanırsın” dayatması, mutsuzluğun temel nedeni çünkü.

Neden mi ? Bir şeyleri elde ettikçe, yine bu sefer yeni bir şeyler elde etmek gerekliliği doğacak, bu böyle kısır döngü halinde devam edecek ve mutluluk denen şey her ulaştığınız hedefte elinizden kayıp giden bir balığa dönüşecektir.

Oysa şu hayatın tüm getirilerine, acısına tatlısına rağmen, cesur davranıp mutlu olabilen insanoğlundadır en büyük erdem. Takdire şayan olan odur.

  • Mutluluk üçüncü şahıslar tarafından size verilen ya da sizden alınan bir şey değildir.

Tabii ki olan biten her şeyden bağımsızdır dediğimiz mutluluk, birilerini bize bahşedeceği ya da men edeceği bir hal olamaz. Fakat yine, dilimize yerleşen “beni çok mutlu ettin”, “o kadar mutsuz ettin ki beni” gibi ifadeler mutlulukla ilgili algı çarpıklığına neden olmaktadır.  Ben mutlu olma kararı verdiysem, karşımdaki ne yaparsa yapsın, evet ne yaparsa yapsın beni mutsuz edememeli. Beni üzebilir, beni hayal kırıklığına uğratabilir, beni sevinçten havalara uçurabilir (ilk maddede bahsettiğim gibi), yani beni duygulara sürükleyebilir ama benim bilinçli seçimim olan mutluluğumu elimden alamaz. Eğer alıyorsa o zaman ya ben mutsuz olmaya karar vermişimdir ya da mutluluğu daha anlamamışımdır. Durup her şeye baştan başlamak gerekebilir.

Kimse birini mutlu ya da mutsuz edecek güce sahip değil, siz ona o yetkiyi vermedikçe.

  • Mutluluk yolun sonundaki hedef değil yolun kendisidir.

Bu ifade şuna benzer, hani yarışmalara katılıp da kaybedenler “Önemli olan yarışmaktı” derler ya sonunda, onlar gönülden mi söylerler bilmem ama doğrusu da odur. Bir ödül kazanmak olsa olsa sizi sevindirebilir, kaybetmek de üzebilir ama mutlu ya da mutsuz edemez. Eğer bir yola baş koyduysanız yoldur sizi mutlu edecek olan. Sonuç odaklı insanların zorlukla zihinlerini eğitecekleri bu düşünce mutlu olmak yolunda kat edilecek yolun önemli kısmıdır. Yine toplumda sıklıkla karşılaşılan ödül kazanmanın alkışlanması bu yanlış kodlamayı bizlere yaptırır. Oysa ki, alınan ödülden önce gösterilen çabadır alkışlanacak takdir edilecek olan. Hiç çabasız ödül alanla, bin bir çaba ile ödülü kaybeden yanana dursa kazanan alkışlanır. Oysa ki çabayı gösteren, o yolda bulunmanın hakkını vermiş olandır. Bu yüzden işte mutluluk bir son değil, bir sonuç değil bir süreçtir. Sürecin içinde mutlu olmak, mutluluk dersinin en önemli konusudur.

Kendimce oluşturduğum mutluluk listesi ile ilgili sizlerin görüşleri de elbette benim için her zaman olduğu gibi çok önemli. Sizlerle paylaşırken, fikirlerinizi de bekliyorum 🙂

Mutlu olmaya karar vermiş olmanın dayanılmaz hafifliğiyle,

Sevgide kalın..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: