Hüzünlü Kadın Güle Güle

Dolores’in böyle zamansız çekip gitmesi beni derinden etkiliyor… Günlük tempoma devam ederken içimde bir sızı var günlerdir. Anlamıyorum neden, sonra farkettim ki üzgünüm. Cidden üzgünüm.

Aklıma geldikçe bir Cranberries şarkısı açıyor, gazetelerdeki Dolores haberlerini karıştırıyorum. Ölüm nedenini bekliyorum 4 gözle. Ne olacaksa… ama öyle işte. Takipteyim. Ne zaman cenaze olacak vs herşey önemli benim için. Gideceğim sanırsınız..

Evet hayatta olsaydı da şu anda bende birşey değişmeyecekti elbet ama gelin görün ki şimdiye kadar aniden ölen müzisyenler içinde beni en çok etkileyeni bu oldu..Şarkılarındaki ve sözlerindeki hüzün vücuda geldi sanki.

Nedenleri var bu durumda olmamın..

Öncelikle tabii ki 16-17 yaşla başlayan gençlik dönemimin vazgeçilmezi olan müziklere sesiyle can vermiş biri o. Her müziğin eşlik ettiği bir anı var. Tıpkı ruhumla dinlediğim tüm parçalarda olduğu gibi. Her bir şarkısı zihninde bir olaya fon müziği olmuş adeta.

Yıllar sonra 2002 yılında Türkiye’ye geldiklerinde heyecandan kalbim yerinden çıkmış koşa koşa konserine gitmiştim. Berbat bir organizasyondu ne yazık ki fakat önemli olan orada olmaktı ve aynı havayı solumaktı. O içler acısı ses düzeninde bile müziğin muhteşemliğini duyabilmekti.

Sesimin fena olmadığını fark edip de amatörce kendi çapımda şarkı söylemeye başladığımda söylemekten en keyif aldığım, hem müzik hem söz olarak kendimi ait hissettiğim şarkılar hep Cranberries şarkıları oldu. Şarkıları arkadaş topluluklarında söyledikçe ses rengimin Dolores’e benzediğini ( tabii ki onun muhteşem sesinin yanında geçemesem de! ) söyleyenler olmaya başladı peş peşe, göğsüm kabarıyordu. Yavaştan özdeşleşmişim demek ki içten içe.

Şan dersi almaya başlayıp, ilk defa stüdyoda kayıt yapmak isteyince parça seç dediler. Fazla düşünmedim, tabii ki seçimim belliydi. Ode To My Family.. Hayatımdaki en ama en heyecan verici deneyimlerden biri olan stüdyo ortamında şarkı söylemek ve kayıtta olmak beni uçurmuştu. Elbette kendi aramızda defalarca ve rahatça söylediğim Ode To My Family’i sesim titreyerek ve “Aman neyse Dolores duymuyor ya 😄” kıvamında söyledim. Zormuş anladım gerçekten stüdyoda söylemek. Ama olsun, stüdyo deneyimiydi beni mutlu eden ve tabii en sevdiğim şarkılardan birini söylemiş olmak. O yetti.

Hayat hikayesini okuduğumda onun da Eylül’de doğan bir Başak kadını olduğunu görmek de -gülmeyin ama öyle- beni mutlu etti çok. Demek ki bağlar fazlalaşıyordu aramızda.

Oldukça zorlu bir hayatı olmuş evet. O konuda benzeşmiyoruz, hangi duyguları yaşadığını birebir bilmem mümkün değil. Ne kadar naif bir ruha sahip olduğuydu hep hissettiğim sadece. Yüzünde, sözünde, müziğinde hep bir hüzün vardı sanki, gülerken bile gözleri anlatıyordu içini. Bendeki hüznü de uyandırıyordu her defasında.

Diğer yandan olağanüstü bir yetenekle taçlandırılmış bir insandı Dolores. Baksanıza, taaa oralardan bana bu yazıyı yazma ilhamını verdi. Sesiyle ulaştığı yetmedi bir de gidişi ile titretti gönül telimi..

Bir röportajında şu hayattaki en mutlu anlarının çocukları ile olduğunu söylemiş. İşte bunu yürekten anlayabiliyorum. Keşke daha fazla burada kalsaydı da sevenlerini zenginleştirseydi.

Yapacak birşey yok. Artık şarkıları kaldı bize.
Güle güle Dolores.. Huzur bulursun umarım..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: