Hayatta Boşluklar Bırakmak Lazım

359446-3-4-a39e8

Bugün Osho’nun meşhur söylemi “Zihin boş olmalıdır, boşluk olmalıdır, tıpkı bir rahim gibi tümüyle alıcı olmalıdır.” üzerine bina edeceğim yazımı.

Osho bunu insan zihni, bilgi ve birikimi ilişkilendirerek söylüyor. Her zaman bilinmeyene yer açın ki, öğrenin, daha çok daha çok…Hiç dolmaya fırsat vermeyin, aksi takdirde “bilen” olmak sizi tıkar, geliştirmez, öğrenmez olursunuz ve tek dediğiniz söz “ben biliyorum” olur. Aman ha aman, en tehlikeli haldir bu..

Ve aslında sadece ve sadece boşluğu kullanırız bizler. Tabak dediğiniz nesnenin boşluk kısmına koyarsınız yemeği, elbisenin boşluğundan geçirirsiniz bedeninizi, dolabın boş alanlarını kullanırsınız. Tıpkı bunlar da olduğu gibi insan da hayatındaki boşlukları kullanarak yenilenir, gelişir, zenginleşir, kendinin “en iyi” halini görebilir.

Eh tabii malum “ego” da burada başrolde. Zihni boş bırakmak egolardan da sıyrılmak, temizlenmek aslında. Öğrendikçe bildikçe ne kadar bilmediğini farketmek her adımda. Doldukça boş’laşmak, var oldukça hiç’leşmek bir bakıma..”Boş başak dik durur” dan eğilebilen, bilmediğini kabul eden yüceliğe geçiş.

Peki bu boşluk söylemini şu “deli koşturduğumuz” hayatımıza bağlantılandırsak neler görürüz ?
Ben de şimdi bunu yapacağım..Boşluk bize lazım o bir!

Gün geçmiyor ki şu cümleleri duymayayım; “O kadar yoğunum ki, yıllardır tatil yapamadım”, “İşler bastırdı haftalardır geç çıkıyorum.”, “İş seyahatlerim o kadar çoğaldı ki,hobi mobi hakgetire!”, “Ohoooo nerede evde ailece yemek yemek, birbirimizi görüyor muyuz bir onu sor.”, “Kendim için birşey yapmak mı ? İmkansız..”……

Hani an’lar vardır durup düşünürüz bu tempo bu koşturma nereye kadar devam edecek ? Ve ne için diye..Hayatımızı devam ettirmek için cevabı çıkar genelde. Peki hayat nedir, sadece oradan oraya koşturduğumuz peşpeşe birbirinin aynısı günler mi ?

Aralarda boşluk bırakmazsak nasıl bileceğiz neye ihtyiacımız olduğunu?

Nasıl duyacağız kendi “imdat” sesimizi ? Bu mudur yani hayat denen meret ?

Olmamalı diyorum, olmaz diyorum, itirazım var. Bunu kabullendiğim gün sanki hayatımı bir kutuya koymuş rafa kaldırmış gibi hissederim kendimi.

Günde 5 dakika olsun durmak, bir nefesin kıymetini anlamak, iki çiçek böcek farketmek, aslında o koskoca koşturmalı kaos içindeki hayatımızda bir nefes olur.

Ah bir de yapabilsek..”Yapmak + Bilmek”i becerebilsek yani..

Önce bilmek lazım yapacağımız şeyi, sonra da devamlı devamlı devamlı yapmak. Ve en sonunda “yapabilen” olmak..

Haketmiyor musunuz bunu ? Boşluk hepimizin hakkı..

Reklamlar

1 Yorum

  1. Songül

    Ayşegül ‘cüğüm ellerine sağlık çok güzel olmuş.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: