Ah bu “ben”..:)

Peşpeşe iki  yazı yazmama şaşmayın 🙂

 
Kuzenimle  Koçluk ve benzeri kişisel gelişim disiplinlerine dair yaptığımız beyin fırtınası bugünkü yazımı yazmaya itti beni. Sizlerle paylaşmalıydım bunu. Eminim farklı düşünceler tetiklenecektir.

 
Blogumda yazdığım “Hayatınızın Ne Kadarı Size Ait?” adlı yazımdan sonra bana şunu sordu “Senin yazılarında geçen “öz/ben/gerçekten ne istediğim (ad hoc argümanlarla ifade ettiğin eylemler.) vs.” nedir? Burada genel bir “öz”(idea) fikri var ve bu da insanların kendileri hakkındaki “idea” düşüncelerini ifade ediyor ve bu “idea” kişiliklerin de kaynağı sosyal çevre (aile, arkadaşlar, reklamlar, dedikodular, inançlar ..vs.). Yani ben “gerçekte” kimim ve ne istiyorum sorusu, son derece değişken (zamana bağlı) ve göreceli bir kavram, aynı kişi için bile zamanla değişen bir kavram.
Sorum da şu şekilde (tamamen anlayabilmek için) siz (-koçları ve benzer iş yapanları kastediyor burada) insanların kendileri hakkında “gerçeği” bulmalarını sağlarken, bu “gerçeği ” neye dayandırıyorsunuz yani sizin yönlendirdiğiniz “gerçek” nedir ve bunun değişmezliğini neye dayanarak varsayabiliyorsunuz ?”

Soruyu okurken yoruldunuz mu ? 🙂

Özetle diyor ki, nedir bu “ben” ? Gerçek (bilimsel olarak kabul edilen) bir “ben” tanımınız var mı? Yoksa herkes kafasına göre mi davranıyor ? Bu işin bir standardı var mı?

Soru gayet bilimsel kaynaklı, tez arifesindeki bir Felsefe Öğrencisi’ne yakışır 🙂 Aslında kuzenim Elektrik Mühendisi, yıllar sonra ise sırf konuya ilgi duyduğu için Felsefe Yüksek Lisansı yapıyor. Düşünceyi esnetmeyi, zorlamayı, sorgulamayı sever yani kendis, biraz gözünüzde canlanması için kısa bilgi.

Ben ve benim gibi Koçluk mesleğini yapan diğer bütün arkadaşlarımın da direk ya da dolaylı olarak maruz kaldığı bir soru bu, öyle değil mi?

Ben de bildiklerim, yaşadıklarım ve öğrendiklerimi harmanlayarak onu cevaplamaya çalıştım. Tabii ki hem bir ekonomist hem de MBA yapmış (tez yazmaya kalkışanından:) bir insan olarak bilimsel ispatlanabilir gerçeklikler, hipotezler, teoremler ile sıkı ilişkideyim, bu apayrı bir konu.

Ama gelin görün ki, “ben”, “hayat amacı” vs gibi şu anda yaptığım işte sık sık haşır neşir olduğum başlıklarda bunu direk olarak uygulamak imkansız gibi. Ya da benim bilgim bu düzeyde diyeyim. Farklı bakış açılarına açığım tabii her zaman. Söylemeden geçmeyeyim.

Şöyle dedim cevaben;

Biz ( – koçlar olarak toplu bir ifade burada ) bilim yapmıyoruz. Bunu benim çalıştığım tüm danışanlarım biliyor (- hatta ilk görüşmede hem yazılı hem sözlü olarak teyid ediyoruz) öyle bir iddia peşinde değiliz, gerek de yok zaten. Psikolog, psikiyatr, vs değiliz, onları ilgili kişiler yapıyor.

Biz, bakış açısı sunuyoruz, farklı alternatif düşünme şekilleri de olduğunu haber veriyoruz, seçim gene kişinin. Aradaki fark bu. Tabii ki bu yapılan da, insandan bağımsız bir şey degil, senin peşinde olduğun gibi. Olamaz da.

Ben de yazılarımda bakış açılarına dikkat çekiyorum.
Bilimsel gerceklik olarak, insandan ve insan algısından bağımsız olarak gözlemlenebilen ve doğrulanabilen bir durumu kastediyorsan bu konuda sana tabii ki bir formül veremem. Yok çünkü.
Yanlız, bakış açılarının insanın hayatında bilimsel hipotezlerden daha fazla etkiye sahip olduğunu, yaşam kalitesini değiştirmenin de faklı bakış açıları edinip kendi tanımına ulaşmaktan geçtigini de inkar etmemek gerekir. Yaşananlar bunu destekliyor.

Bu çerçevede geçen, beni de düşünmeye sevk eden verimli bir beyin fırtınası oldu.
Benzeri düşüncede olan bir çok insanla karşılaşıyoruz çünkü. Koç arkadaşlarım bilirler.

Koçluk ne bir terapidir, ne bir bilimdir, ne de değişmez/tartışılmaz gerçekler sunar. Bilakis, hayatta sayısız alternatifler olduğunun habercisi, insanlara yaşadıkları hayatın derinliklerini fark ettiren ve herkesi arzu ettiği doğrultuda gitmesi için profesyonelce destekleyen bir meslektir.

Süreç pozitife doğru bir aksiyon hedeflemelidir, en önemlisi ise bilinçli ve niyete dayalı seçimlerdir.

Ayrıca yaşananlar, değişimler, algı yönelimleri insanları hem fizyolojik hem de psikolojik olarak etkilemektedir. Eminim, ucu gene bilime dokunacaktır.

İnsandan bağımsız bir iş değildir elbet. Herkesin kendi hayatının dümenine geçmesi için bir katalizördür.

Bu vesileyle, yaptığım işi tanımlama fırsatı bulduğum ve sizlerle paylaştığım için mutluyum.

Kuzenimin aradığına cevap oldu mu bilemem, ama beni düşünmeye sevk ettiği kesin.

Konuyla ilgili her türlü fikrinizi/katkınızı/bakış açınızı duymak isterim.
Sevgiyle kalın..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: