Monthly Archives: Aralık 2012

Şu meşhur “AN’da Olma” meselesi..

Yakın zamanda hayatımın içinde birebir yaşadığım olaylar aracılığıyla anda mıyım değil miyim diye kendimi yoklama fırsatı buldum.. Biraz sizlere bundan bahsetmek istiyorum.. Bir buçuk ay önce babam kalp krizi geçirdi, hem de kariyerim için önemli bir günde..Aslında neyin önemli olduğunu göstermek istercesine..! Ofisimin ilk gününde kapımda yığıldı kaldı.. İlk anın paniğini atlattıktan sonra anladık ki, …

Okumaya devam et

Geçmişi beraberinde taşımak..

“İnsan zihninin geçmişi bırakmak konusundaki beceriksizliği, Tanzan ve Ekido adında, şiddetli yağmurlardan sonra oldukça çamurlu bir hale gelmiş olan toprak kır yoluna yürüyen iki Zen rahibinin hikayesinde güzel bir şekilde örneklenmektedir. Bir köyün yakınından geçerlerken, yolun karşı tarafına geçmeye çalışan genç bir kadın görürler. Çamur çok derin olduğu için, kadın üzerindeki ipek kimonoyu berbat etmeden …

Okumaya devam et

Bu oyunda “piyon” musunuz yoksa “piyonu oynatan” mı ?

Ben değil, Darel Rutherford “Çözüm Olmak” kitabında çok güzel anlatmış bunu. Diyor ki, eğer hayat bir oyunsa ve de bu oyunun piyonları varsa, unutmayın ki siz “piyon” değil “piyonu oynatan” oyuncunun ta kendisisiniz..   Peki ne değişiyor diyeceksiniz ? Çok şey.. Aslında burada kurduğu iki metafor o denli güçlü ki.. Şöyle özetleyeyim; piyon olursanız eğer …

Okumaya devam et